skip to Main Content
Attila

Attila

Attila’ydı o.

Erken yaşlarından itibaren cesareti ve iradesiyle aman vermez bir rakip olarak çıktı herkesin karşısına.

Diplomatik esir olarak Roma’ya gönderildi. Müthiş bir savaşçı olarak Hun ülkesine döndü.

Verdiği mücadele sadece düşmanlarına karşı değildi.

Kardeş bildikleri onu hiç ummadığı yerden de vurmak istediler, direndi.

Hem Doğu hem Batı Roma’ya hükmetti.

Tarihte ilk kez Papa’ya diz çöktürdü.

Doğuda Sasanilere geçit vermedi.

Ve bin yıllara uzanan bir isim bıraktı geriye.

Attila’ydı o.

Yeryüzündeki tüm mazlumların intikamını almak, gözyaşlarını silmek için yemin etmişti.

Romanlarıyla yüz binlere tarihi sevdiren ve okurları tarafından “günümüzün Peyami Safa’sı” olarak nitelenen Okay Tiryakioğlu, bu kez Türk tarihinin erken dönemlerine götürüyor tarihi roman severleri. “Avrupa’yı Dize Getiren Türk”ün, Attila’nın her dakikası heyecanla ve kazanma azmiyle dolu hayatını capcanlı bir dille anlatıyor.

“Bugünden geleceğe adaletli ve merhametli ismin kalacak Attila! Fethettiğin bölgelerde bir tek cana bile boş yere kıymadığını işitecek insanlar.”

“Bin yıl sonra, öyle mi?”

“Belki daha bile ötelerinde!”

Attila

Kitaptan Alıntılar

*“Dinle oğlum! Kuvvetle umuyorum ki sen kehanetlerde söz edilen o kişisin.”
“Roma’nın sonunu getirecek şu meçhul kişi, öyle mi?”
“Öyle! Roma’nın kibir orduları, karşında diz çökecek. Bunlar boş sözler değil. Dediklerimi yabana atma. Alametler hızlanıyor. Roma için sonsuz bir gece geliyor!”
*Roma’ya son darbeyi muhtemelen senin kılıcın vuracak, ama bu hak edilmiş bir mağlubiyet olacak Attila.
* Yalnızlığın asil bir tarafı vardır, yalnız ölmenin bir görkemi. Hayat denen masalı, kalabalıklar içinde geçirenler bunu anlayamazlar. Belki bugün anlasan bile, yarın unutacaksın sen de. Ama şimdi uyanma vakti Attila.
* “Ağlamayın,” diye kükredi birden. Sesi, meşalelerle aydınlatılan çıplak duvarların arasında bir kamçı gibi şakladı. “Ben Attila’yım. Hunların Prensi Attila. Doğduğunda sağ elinin avucunda, dokuz köşeli taş tutanım. Hepimizin özgürlük için şansı var. En meşhur gladyatör okullarından getirildiniz buraya. Gerçek birer savaşçı olarak eğitildiniz. Gereken tek şey zafer size. Tek tek, ya da topluca, mertçe savaşır ve gerektiği zaman birbirimizi kollarsak size nice zaferin yolunu açarım! Önce Tanrı’nıza, sonra kendinize, en sonunda da bana inanın!”
*“İyiler daima sayıca fazladır, ancak sesleri kötülerden kısık çıkar. Gidin artık çocuk! Geri dönün sonra ve yeryüzünde zulme son verin. Haydi, ağlatmayın beni!”
* Yıldırım hızıyla doğruldu. Şimdi yalnız Bleda değil, o gün orada bulunan herkes, Attila’nın içinde bir şeylerin değiştiğini anlamıştı.
*“Cevabı, fazlasıyla gözümün önünde olduğu için bulamadım,” diye bağırdı Attila. Bleda duraksadı. Acı bir sesle güldü sonra. “Aradığın cevaplar, korktuğun soruların hemen arkasındaydı.”
*“Adaletli ve merhametli ismin kalacak Attila! Fethettiğin bölgelerde bir tek cana bile boş yere kıymadığını işitecek insanlar.”
“Bin yıl sonra, öyle mi?”
“Belki daha bile ötelerinde!”
*Heyet yanlarından ayrıldığında Rustichius, kendi kendine konuşur gibi mırıldandı. “Bin yıl değil, iki bin yıl da geçse, soyumuzdan bugünün intikamını almak için çabalayacaklar Attila!”

Satış Noktaları

Back To Top