skip to Main Content
Babam Hz. Muhammed (asm)

Babam Hz. Muhammed (asm)

“Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!” buyurmuştu Babam. Üzüntüde Muhammedî (asm) sır vardı. İnsana en çok üzüntü anında uzanırdı Muhammed’in (asm) eli…

Babamın parçasıyım…

Hayatımın hepsine vuran üzüntü beni onunla bağlamış. Acının bağı kopmaz. Babamla bağım onun için anlaşılmaz.

Ben Fâtıma…

Elim, onun tuttuğu el.

Benim elim Allah Resûlü’nün eli.

Benim elim Babam Muhammed’in (asm) elinden tutma vesilesi…

Elimden tutan ondan tutar.

Elimde tüm esmanın sırrı var.

Babam elleriyle koydu ellerime velayeti.

Yüz yirmi dört milyon evliya elimde saklı. Onun için elim kerametli, elim bahtlı…

Gidiyorum, Babam Hz. Muhammed’e (asm).

Elim üstünüzde…

Aşk, “Mim!” dedi.

Tüm varlık aşkla “Mim”lendi.

Esmanın bilinme seyri Kenz-i Aşka yüklendi.

“Kenz-i Aşk”, Âlemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed’i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınmış bir dizi. Her kitapta Fahr-i Kâinat Efendimizin (asm) en yakınlarından birinin diliyle aşk hazinesinin kapısı aralanmaya çalışılıyor.

Babam Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin “benim parçamdır” dediği, risalet denizinin velayet nehriyle buluşmasının kendisinde vücut bulduğu Hz. Fatıma (ra) annemizin dilinden akıyor. Nuriye Çeleğen’in incelikli kaleminden…

Babam Hz. Muhammed (asm)

Kitaptan Alıntılar

Kenz-i Aşk, uzun bir yolun başında. Sebep olarak eline kalem verilenin yaşadığı sürece devam etme duasında. O’ndan (asm) hissemize düşecek zerre kadar bir aşkın bizi ebedî ihya edeceğini ummakta.
Aşk hâldir, kelamı sevmez.
Aşk varlığın şükrüdür, teşekkür ister.
Teşekkür, Aşk’a salavattır…
***
“Ben Sara, bunlar da Mezahim kızı Asiye, senin cennet-teki arkadaşın. Bu İmran kızı Meryem, bu Musa’nın kız kardeşi Gülsüm.”
Ebelik vasfı olan dört cennet kadını dört tarafını sarmış; biri önünde, biri arkasında, biri sağında, biri solunda durmuştu. Annem cennetten gelen ebelere şaşkınlıkla baktı. Ebe varlığa ilk tanıklık edendi. Ruhlar âlemine köprü olandı. Hayy-ı Kayyum’un arşında durandı.
Dünyaya gelen dördüncü kızını dört nuranî el kucakladı. Yanlarında getirdikleri Kevser’le yıkadılar. Annemse bebeğinin nurdan aydınlık olan parlak yüzüne bakıp içinde gürül gürül akan hamd duygularıyla mırıldandı:
“Babasının aynısı. Babasının parçası.”
***
Babam, doğumuma çok sevinmiş. Öyle ki bu Mekke’de yaşanması imkânsız bir hâlmiş. Babam, beni kucağına aldığında tarifi imkânsız duygular içindeymiş. Kendine benzeyen bu bebeğe uzun süre bakmış. “Bu ebedî bir nurdur,” demiş. Ardından da simsiyah saçların çevreledi-ği kulağıma; usulca ve şefkatle seslenmiş:
“Fâtıma! Fâtıma!”
***
Çöllerde gömülü tüm kız çocukları ses vermiş:
“Fâtıma! Fâtıma!”
Kuyulara atılmış, Kâbe’de kurban edilmiş, binlerce ma-sum kız çocuğu hep birden haykırmış:
“Fatıma! Fatıma!”
Kaderlerine doğmadan kara yazgı yazılan, doğumla ölü-me mahkûm edilen tüm kızlar sevinçle inlemiş:
“Fâtıma! Fâtıma!”
Asırlar Babamın seslenişine “Fâtıma!” diye cevap vermiş.

Satış Noktaları

Back To Top