skip to Main Content
Buz Sarayı

Buz Sarayı

“İki dalga geçti içinden: İlki insanı hareketsiz bırakan bir soğuk dalga, ikincisi canlılık veren bir sıcaklık… Tıpkı başımızdan geçen ender olaylarda olduğu gibi.”

Hem yazarı, hem çevirisi, hem de hikâyesiyle “özel” bir kitap: Buz Sarayı… İki küçük kızın dostluğunu anlatan roman, çocukluğun gizli kederini incelikle işliyor. Bitmeyen, upuzun bir kışın ortasında filizlenen bu dostluk, uçsuz bucaksız bir yalnızlığın başlangıcı oluyor. Çünkü kızlardan biri Norveç fiyortlarından birindeki donmuş bir çağlayanda, Buz Sarayı’nda kayboluyor ve bu buzdan labirent nihayetinde herkesin biraz kalbini kırıyor.

Türkçenin en önemli şairlerinden Melih Cevdet Anday’a 1973 TDK Çeviri Ödülü’nü; Tarjei Vesaas’a ise 1963’te Kuzey’in Nobel Edebiyat Ödülü sayılan İskandinav Edebiyat Ödülü’nü kazandıran Buz Sarayı; soğuk, uzak bir diyarın dostlukla alevlenen sessiz şiirini dillendiriyor.

“Ne kadar yalın bir roman bu. Ne kadar incelikli, ne kadar güçlü… O kadar farklı, öyle biricik ki. Unutulmaz. Sıradışı…” Doris Lessing

Buz Sarayı’nın dünyanın en ünlü romanı olmaması beni çok şaşırtıyor.” – Max Porter

“Bugüne kadar yayımladığım en iyi roman.” – Peter Owen

Buz Sarayı

Kitaptan Alıntılar

İnsan ayaklarının sesini duyamazsa çıldırabilirdi.
Eğer bundan dönseydi, eğer aşağıdaki gürültüden kaçsaydı ve evine eli boş dönseydi, içinde büyük bir eksikliğin boşluğunu, bir daha ele geçiremeyeceği bir şey için özlem duyacaktı.
İki dalga geçti içinden: İlki insanı hareketsiz bırakan bir soğuk dalga, ikincisi canlılık veren bir sıcaklık... Tıpkı başımızdan geçen ender olaylarda olduğu gibi.
Böyle bir sarayda hiçbir şey gerçek değildi, ama siz onu benimsemiş görünürdünüz.

Satış Noktaları

Back To Top