skip to Main Content
Doğada Hayat Var

Doğada Hayat Var

Sağlık insanın en büyük hazinesi. GDO’lu gıdalar, katkı maddeli yiyecekler, artan kanser vakaları, giderek yaygınlaşan obezite ve yaygın kronik hastalıklar, ilaçlar, takviyeler, alınan kilolar, verilen kilolar, özel diyetler derken sağlığa dair bilgi üretimi giderek yayılıyor. Farklı reçeteler havada uçuşuyor; pazarın manipülasyonuyla mahkûm edilen ya da adeta sihirli iksir muamelesi gören gıdalardan bahsediliyor. Peki biz neye inanacağız?

Biyokimya alanında yaptığı önemli çalışmalarla dikkat çeken Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut Doğada Hayat Var’da insana ‘doğayla bütünlük içinde bir varlık’ olarak bakıp zihinlerdeki karmaşayı yatıştıracak bilgiler veriyor. Doğada Hayat Var, terminolojik zorluklara boğulmadan, kolay ve anlaşılır bir dille insan vücudunun işleyişini ve doğayla uyumlu yapısını anlatıyor. Adeta makrokozmosun bir minyatürü (mikrokozmos) olan insanın doğayla ve doğal olanla irtibatını muhafaza ettikçe sağlığını da korumak yolunda önemli bir adım atmış olacağını gösteriyor.

Beslenmenin ve sağlığın kısa tarihinden, tarihin gördüğü en büyük katil kansere; yaşam kaynağı vitaminlerden insan vücudunun koruma kalkanı minerallere, hormonlardan yağlara, proteinlere, metabolizmamız için en faydalı yiyeceklere uzanan bir hatta sağlıklı bir yaşamın ipuçlarını veriyor.

Doğada Hayat Var, her geçen gün önemi daha çok anlaşılmaya başlanan doğal insan anlayışına tıbbî çalışmalar içerisinden bir dipnot düşmek amacıyla kaleme alındı. Okuyanların bu anlayışı daha iyi kavrayacaklarını, doğala dönüş yolunda kitabımızı rehber olarak kullanacaklarını umuyoruz.”

Doğada Hayat Var

Kitaptan Alıntılar

* "İnsan en büyük hastalıklara, hastalıklarını tedavi etmek için kullandığı ilaçlar yüzünden yakalanır." Nietzsche
* Allah, Hz. Musa’ya nida etti:
Ben her derde karşı bir deva yarattım.
Menâkıbü’l-Ârifîn
* "Doğa, her yaprağında derin yazılar bulunan bir kitaptır." J. Wolfgang Goethe
* "Hastalıklar kötü zevklerin bedelidir." Thomas Fuller
* "Doğayı iyi tanıyan hasta olmaz." Rus Atasözü
*Topraktan kopan insan; çeşitli amaçlarla genetik yapıları ve hormonal dengeleri ile oynanan ve toprak görmeyen gıda maddeleri ile beslenmek suretiyle adeta yapay bir canlıya dönüşmüştür.
* Kanser baronları tarafından onaylanan yöntemlerin dışına çıkmaya dönük girişimlerin “sapkın” olarak etiketlendiği ve yeni yöntemler ortaya koymaya gayret eden bazı kişilerin zaman zaman “şarlatan” olarak nitelendirilerek itibar suikastına maruz bırakıldığı bir zamanda yaşıyoruz.
* Faydalı denebilecek bir antioksidanın bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikleri şöyle sıralamamız mümkündür: Fizyolojik olarak zararsız olmalı, yağ veya yağlı ürünlerin tat, koku ve görünüşüne etki etmemeli, yemeklerin pişirilmesi esnasında gerek yağa gerekse de yağ ile hazırlanmış olan gıdaya etki etmediği gibi etkinliğini de yitirmemeli, yağda yeterli miktarda çözülebilerek yağ ile karışabilmeli, küçük derişimlerde etkili olmalı, kolay elde edilebilmeli ve ucuz olmalıdır.
*E vitamini takviyesinin kansere karşı üç yolla koruma sağladığı rapor edilmiştir. Vitamin, hücre zarı zedelenmelerine karşı hücreyi kanserojen değişikliklere karşı korumakta, kötü hücrelere ya da kanserojenlere karşı hücreye koruma sağlamakta ve bağışıklık sistemini de güçlendirmektedir.
*İnsan bedeni açısından tabir yerindeyse koruyucu bir zırh işlevi gören antioksidanlar, gıdalarla temin edilmelerinin yanında antioksidan ihtiva eden gıda takviyeleri ile de alınabilmektedir. Bir tür mucize olarak görülen bu antioksidanların, kanser ve yaşlılık etkilerini azaltmakla birlikte “sihirli iksir” olmadıklarının da bilinmesi gerekir.

Satış Noktaları

Back To Top