skip to Main Content
Kalbin Simyası

Kalbin Simyası

“Kalbi kararmış olanlar zulmederler; buna karşılık, saf kalpli kimseler kendilerine zulmedeni affetmekle kalmaz, onu itibar ve ahlaken yükseltirler. Kendimizi manevî olarak temizlemek için, önce bu gerçeğin farkına varmamız gerekiyor. İşte elinizdeki, tamamen bununla ilgili bir kitap: Kalbi arındırmanın ve kurtuluşun el kitabı.”

Neredeyse tamamıyla dış görünüş ve maddiyat odağında seyreden günümüzün dünyası, manevî gelişime daha fazla ihtiyaç duyar hale geldi. İnsanoğlunu boşluğa sürükleyen asıl neden ise manevî dayanak noktalarının kaybolması sonucunda nefsin isteklerinin doğru yönlendirilemeyip kalbin kibir, cimrilik, düşmanlık duygusu gibi birçok olumsuz nitelik tarafından kuşatılmış olması.

İşte; ABD’deki ilk Müslüman beşerî ilimler üniversitesi olan Zaytuna College’in kurucusu, dinî meseleleri samimiyetle, ulema-halk ayrımı yapmadan anlatabilen, aynı zamanda sosyal bilimlere dair entelektüel birikimi ve disiplinlerarası metoduyla, kadim İslam geleneğini esas alan bir âlim ve mutasavvıf olan Hamza Yusuf, bu anlam arayışına ket vuran kalbî rahatsızlıkları irdeliyor. Kendisi de önemli bir âlim olan İmam Mevlüd’ün manzum eserinden yola çıkarak, kalbin manevî hastalıklarını teşhis edip bu hastalıklara Kur’ân, gelenek ve ilim eksenli sürdürülebilir tedavi yöntemleri öneriyor.

Kalbin Simyası

Kitaptan Alıntılar

"İmam İbn Atâullah, 'Allah karşısında utanmaya ve zillete sebebiyet veren nice günah, yapanı gurura ve kibre sevk eden itaatten daha hayırlıdır' demiştir. İşte günahların sırrı buradadır. İncil’de, dindar Fârise’nin kibri ile mütevazı vergi memurunun pişmanlığının anlatıldığı bir hikâye vardır. Hz. İsa(as) şöyle der: 'Kendini yüceltenler alçaltılır, kendini alçaltanlar ise yüceltilir.'"
"Bugünün iş kültürü asla yetinmemek üzerine kurulu yırtıcı stratejilerin yüceltildiği bir ortam sunuyor. Rekabeti ortadan kaldırarak ilerlemek teşvik ve takdir görüyor. Bu durum, hırs ve tamahın şişirilip korkunç seviyelere çıkmasından başka bir şey değildir. Bunun sonucunda toplumun bütününde manevî yaralar oluşuyor çünkü artık iş kültürü tüccarlar arasındaki bir mevzu olmaktan çıkmış ve toplumların kılcal damarlarında akan bir hal almıştır."
“'Bize karşı onlar' fikrinin yayılması, ne 'biz'i ne de 'onlar'ı kurtarır. Bu dünya görüşüne göre, bir kişi için kendisi dışındaki herkes 'onlar'dır. Gereksiz rekabet giderek yerini düşmanlığa bırakır. İşte bu, hırs hastalığının ne kadar derin ve sinsi olduğunu gösterir. Tamah insanı yalnızca daha fazlasını isteme hissiyle baş başa bırakır, bu da asla tatmin olmayacak bir toplum meydana getirir."
"Bugün birçok kişi mutluluğu mal sahibi olmakta ve tüketmekte arıyor. Halbuki mü’min kişi mutluluğu gerçek kullukta -aşkın olanla irtibata geçerek- bulur. İnsanoğlu, özellikle de peşinden gittiği şeyler kâinatın zıt kutuplarında olduğunda, aynı anda iki şeyin peşinden gidemez. İslam, mutluluğun tanımını ve anlamını bâki ve hakiki olana bağlar. Dinî öğretilerin çoğuna göre gerçek mutluluk, insanın Allah ile ilişkisinde ve ahiret saadetini arayışında gizlidir. Buna, dünyada kişiyi böyle bir yazgıya hazırlayacak bir hayat yaşamak da dâhildir. Kişinin ahirette mutluluğu yakalaması, bu dünyadaki durumu ne olursa olsun, elde edeceği en büyük başarıdır. İnsanın Rabbi ile kurduğu irtibat; Allah’ın, kendisine nimet olarak verdiği aile, arkadaşlar gibi nimetlerden memnun olmasını da kapsar."
"Peygamber Efendimizin(sav) harika bir duası vardır: '[Allah’ım], eğer bana kızgın değilsen bana nasıl muamele ettiğinin bir önemi yok.' Diğer bir deyişle, 'Hayatım sıkıntılar ve zorluklarla dolu olsa bile, eğer senin gazabını celbetmediysem halimden memnunum.' Halinden memnundur çünkü gerçek hayatın -sonsuz bir varoluşun- ahirette olduğunu yakînen biliyordur."
"Kendini beğenmişlik, Arapça ifadesiyle ucub, kibirle yakından alakalıdır. İmam Gazzâlî’ye göre, kibrin ortaya çıkması için iki kişiye ihtiyaç vardır: Kibirli kişi ve kendisine kibirle davranılan kişi. Ucub sahibi ise bunu tecrübe etmek için bir başkasına ihtiyaç duymaz zira o kendine hayrandır."
"İmam Beyhâkî’nin Resulullah’tan(sav) naklettiği bir hadiste, 'Allah, her yapıcıyı ve onun yaptıklarını yaratandır' buyrulur. Hakikatte, insanların takdir ettiği ve insanlığın şanına izafe ettikleri bütün harikaları yaratan -onları ortaya koyanları da yaratan- Allah’tır. Bütün nimetlerin Allah’tan geldiğini fark etmek, ucubun kalbe girmesini engeller."
Ramazan ayı, kişinin kendini arındırması için özel bir zaman dilimidir, kalbe ilişkin tefekkür ve tedavilerin hayata geçirilmesi için en büyük fırsattır.
Yeni ayın doğuşuna şahitlik etmek mecazlara gebedir. Hilâl kelimesi doğuma işaret eden istihlâl kelimesiyle çok yakın irtibatlıdır. Yani gördüğümüz şey, aslında yansıyan bir ışığın doğumudur. Yeni ayın doğuşunun izlenmesi, ilme'l-yakînden (güvenilir bilgi) ayne'l-yakîne (şahit olunan bilgi) doğru bir harekettir.

Satış Noktaları

Back To Top