skip to Main Content
Kayı 10: II. Abdülhamid Han

Kayı 10: II. Abdülhamid Han

Sen değil naaşın hükümdar olsa elyakdır bize

Dönsün etsin taht-ı Osmaniye tabutun cülus

Ahmet Rasim

II. Abdülhamid Han, saltanattan çekildikten sonra milleti tarafından en çok aranan ve özlenen hükümdardır. Zira onun saltanatta olduğu 33 sene ile sonraki 10 yıllık dönemi karşılaştırmak dahi mümkün değildir.

II. Abdülhamid Han, siyasi bir deha idi. 19. asrın sonlarına doğru neredeyse tarihten silinecek olan son muazzam Türk İmparatorluğu’nu, on sene içinde yeniden dünyada rol oynayan bir hale getirecekti.

O, yed-i tûla sahibi idi. Dünyanın hangi coğrafyasında olursa olsun Müslümanlar, İslam’ın halifesini yanında buluyorlardı.

O, Osmanlı ruhunun son temsilcisi idi. Ertuğrul ve Osman Gazilerin sahip olduğu hiç değişmeden devam eden Sünni inancı yaymakta büyük gayret sarf etti. İngilizlerin doğru inanç ve itikadı bozma çalışmalarına bir kale gibi karşı durdu.

O, merhamet ve şefkatin zirvesindeydi. Hayatına kastedenleri dahi affetti.

O, en mağdur padişah olarak tarihe geçecekti. Sadece ağır hakaretlere ve iftiralara maruz kalmadı. Kendi kesesinden yaptırdığı eserlerden ismi kaldırıldı. Tuğraları tahrip edildi. Resmen adı ve namı unutturulmak istendi.

O, bir asır boyunca anladığını zannedenlerin dahi anlayamadığı bir padişah oldu.

Osmanlı Tarihi’ni herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Kayı serisinin X. Kitabında, o akıcı üslubu ile vefatının 100. sene-i devriyesinde II. Abdülhamid Han’ı okuyucularının takdirine arz ediyor.

Kayı 10: II. Abdülhamid Han

Kitaptan Alıntılar

II. Abdülhamid Han tek resmî dilin Türkçe olduğunu Meclis’te ilan etti.
Mithat Paşa, “Bu âna kadar ‘Âl-i Osman’ denildi ya, bundan sonra dahî ‘Âl-i Midhat’ denilse ne var?” demiştir.
Hınçak ve Taşnak militanları Türkleri ve kendilerine katılmayan Ermenileri katle giriştiler. Devlet müdahale etmeye başlayınca da “Ermeniler katlediliyor” diyerek yaygara çıkardılar.
Theodor Herzl, bütün bu çabalarına rağmen Abdülhamid Han’ın direncini kıramadı.
İngiliz İmparatorluğu da maddi manevi bütün imkânlarını Abdülhamid Han’ı devirmek üzere kullandı.
II. Abdülhamid Han meşrutiyet rejiminin Osmanlı Devleti’ni parçalayacağını iyi biliyordu. Ancak genç subaylar bu tecrübeden habersiz, sonlarını hazırlayacak bu reçeteye neredeyse can simidi gibi sarılıyorlardı.
Jön-Türk ve İttihatçı liderlerin kimliği, yetişmesi ve şahsiyetleri değerlendirildiğinde, hadisenin içerisinde Yahudi parmağını da görmek mümkündü.
Selânik’ten, 31 Mart İsyanı’nı bastırmak bahanesiyle İstanbul’a gelen ve Sultan II. Abdülhamid Han’ı tahttan indiren Hareket Ordusu’nda yedi yüz Selânikli Yahudi’nin oluşturduğu Gönüllü Musevi Taburu da bulunmaktaydı.
Abdülhamid Han’ın hal fetvasına karşı çıkan tek kişi Rum mebuslardan Yorgiyadis Efendi idi.
Henry Woods Paşa anılarında şöyle der: “Abdülhamid olmasaydı, ne bu satırların yazıldığı şu anda bu kadar geniş ve bağımsız bir Osmanlı Devleti, ne de ileride tarihçiler ve diğer devletler tarafından tanınacağına şüphe etmediğim Ankara Hükümeti bulunacaktı.”
Abdülhamid Han’ın dış siyasetteki formülü şöyleydi: “Rusları darıltmamak, İngilizleri kuşkulandırmamak, Almanları da koz olarak kullanmak!”

Satış Noktaları

Back To Top