Kuşçubaşı Eşref

Kuşçubaşı Eşref

Eşref Sencer Kuşçubaşı ya da namı diğer Kuşçubaşı Eşref…

Sıkı bir savaşçı, iyi bir istihbaratçı, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en ünlü casuslarından…

Ve tarihimizde hep merak edilen bir kurum: Teşkilat-ı Mahsusa…

Osmanlı’nın son dönemleri… Bir yanda Balkanlarda patlak veren isyanlar, diğer yanda iç karışıklıklarla baş etmeye çalışan bir devlet. Bir yanda varoluş mücadelesi veren Osmanlı İmparatorluğu, diğer yanda büyük bir hızla dünya savaşına doğru sürüklenen ülkeler. Böyle bir ortamda, gözünü budaktan esirgemeyen bir savaşçı çıkar ve tarihin seyrini değiştirir.

İçindeki vatan aşkıyla, 20.000 kişilik orduya sadece 40 adamıyla hiç çekinmeden kafa tutan ve saatlerce savaşan bir asker. İngilizlerin Ortadoğu’daki oyunlarını bozmak için akıl almaz istihbarat faaliyetleri yürüten bir casus. Arap çöllerinde çok hızlı yer değiştirmesiyle bilinen meşhur “uçan şeyh”…

Tarihimizin önemli figürlerini genç nesillere anlatan romanlarıyla okurun büyük beğenisini toplayan İsmail Bilgin’in kaleminden, hayatı mücadelelerle geçmiş bir istihbaratçının benzersiz hayat hikâyesi…

“Durmadan çalıştım… Hiçbir zaman filozof ya da siyasetçi olmadım ve bu işten iyi dostlar, yara izleri, kalça kırığı, birkaç madalya ve memleketim için çok iyi dövüştüğümü bilmenin verdiği tatmin dışında hiçbir şey elde etmedim.”


Kitaptan Alıntılar

Yapımı 1901’de başlayan Hicaz demiryolu inşaatı bitmek üzereydi. II. Abdülhamit Han projenin her aşamasını yakından takip ediyor, günü gününe haber alıyordu. İçin için seviniyordu. Ancak bu projelerden memnun olmayanlar da vardı. Bunların başında da İngilizler geliyordu. Bu proje ile ilgili olarak İstanbul İngiliz Başkonsolosu şöyle diyordu:
"Son on yılın en önemli siyasi olayı Abdülhamid’in üç yüz milyon Müslüman kendisini halife olarak benimsetmesi ve bütün Müslümanları kolaylıkla kutsal bölgelere ulaştıracak Hicaz demiryolunun açılmasıdır."
Daha inşaat başlamadan Araplara yönelik karşı propagandaya başlamışlardı bile. Demiryolu yapımını engellemek istiyorlardı.
"Beden yorgunluğu yanında vatanın son durumu da zihnini yoruyordu. Gittikçe daha az konuşan ve sessizliğe bürünen Eşref Bey bir hal yolu bulunmasını gerektiğini etrafına söylüyordu. Üstelik Almanya’da görev yapmakta olan Askeri Ateşe Binbaşı Enver Beyin de orada bulunmasını talihsizlik olarak değerlendiriyordu. Ancak bir ümidi hep vardı. Onların bir şeyler yapılması hususunda çalışacaklarına olan inancı tamdı. Enver Bey'in kendisine daha 1909 yılında bir örgüt kurmak istediğini ve “…şu Bizim Teşkilat-ı Mahsusa” dediğini hatırladı.

Satış Noktaları