skip to Main Content
Nizamülmülk

Nizamülmülk

Nizamiye medreselerini bütün tehditlere rağmen canı pahasına koruyarak devletin kalesi haline getiren Selçuklu Veziri Hasan bin Ali et-Tûsî; namı diğer Nizamülmülk…

Öte yanda ise devasa bir plato üzerinde yükselen ve sarp zirvelere hâkim, ulaşılması güç, ehlisünnet düşmanı Alamut Kalesi… Hasan Sabbah gibi bariz bir düşmanın ötesinde, yalnızca küçülmüş gözbebeklerinden tanınabilen katil haşhaşi fedaileri…

Nizamülmülk, Ulu vezir Hasan et-Tûsî’nin Sultan Melikşah döneminde sonlanan, ancak hikâyesi dilden dile dolaşan efsanevi hayatını konu alıyor. Nizamülmülk’ün hikâyesi, bir devleti hem kılıçla hem de ilimle ayakta tutma imtihanını anlatıyor bizlere. Köklü dostlukların arasına sızan fitneye, kırılan kalplere ve telafisi zor kayıplara rağmen ilmî korumaya adanmış bir ömrün hikâyesini okuyoruz Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden. Hiçbir zaman kolay değildir koca bir devleti ilmî ve askerî yönden ayakta tutmak. Ancak herkes şunun farkındadır ki, zafer zor olandadır.

Türkiye’nin en çok okunan tarihi romanlarının yazarı, okurları tarafından “Günümüzün Peyami Safa’sı” olarak anılan Okay Tiryakioğlu’nun kaleminden sürükleyici, heyecanlı ve derinlikli bir roman…

Nizamülmülk

Kitaptan Alıntılar

Çünkü bir devleti güçlü kılan yalnız idari, iktisadi ve askeri gücü değil, tüm bunları gizli bir ruh gibi destekleyen istihbaratıdır.
**
Anladığını sandığın ne de çok şeyin uzağındasın. Ama ezelden beri içini kemiren soru şu: Neden onca sorumluluğunun arasında, sözgelimi bir çiçeğin temel gelişim fonksiyonları ya da bir akarsuyun akış dinamiğiyle ilgili çeşitli sorular beliriyor zihninde? Neden bunları birbirine bağlayarak derinde yatan bir şeylere ulaşmaya çalışıyor, biraz olsun oluruna bırakmayı reddediyorsun?
**
Güzel gözleri bir hasret yangının buğusuyla kısılıyor birden, “Ah Hocam… Ah biz olsak… Biz olsak Hazreti Resul aleyhisselam’ın müjdelediği o kumandan!”
Mübarek hadisi kendi kendine konuşur gibi tekrarlıyorsun, “‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur!”
**
“Neler diyorsun Yelbert?” diye kesiyorsun dostunun sözünü. “Galibiyet ve başarı Allah’ındır. Biz sadece vesileyiz. Benim ne önemim var Allah aşkına. Resulullah Efendimiz, ‘Allah, bu dini facirlerin, fasıkların eliyle de güçlendirir,’ buyuruyorlar. Gerisi lafı güzaftır!”
**
O zaman dedim ki kendime; “Ben dünyanın tek sultanıyım artık, kimsenin kudretinin yetemeyeceği tek gerçek sultan. Bu ordu ile istesem Çin’i bile fethederim…” İşte beni bugün böyle yıkan, o koca gururumdur karındaşım.
**
“Akıbetim iki dudağınız arasındadır. Git dediğiniz anda arkamı döner çıkar giderim. Yaşımı almış bir ihtiyarım artık ben. Ömrümü bu devletin ve ailenizin hizmetinde tüketmişim… Birkaç ay sonra yetmiş yaşıma giriyorum Sultanım ve ölüm geldiğinde beni acılar, utanç ve pişmanlık içinde bulmayacak…”
**
Koca bir ülkede her bir görevliyi sık sık tetkikten geçirirsek, bu hem huzursuzluk kaynağı olur hem de vakit kaybına dönüşür efendim. Sık soruşturulan memur, kendine itimadını yitirir. Çoğu zaman da sırtını devlete yaslamaya alışır ve kendi tedbirini uygulamaktan çekinir. Basite kaçar, o zaman da işini savsaklamaya başlar!..
**
Vezir hafifçe iç geçirdi, “Kendimi bildiğimden beri bu Fatımi Bâtınilerle uğraştım ve epey canlarını yaktım. Tabii ehlisünnete sızmış Mutezile ve sapkın kolları da bunlara dahil. Büyüdükçe gevşersek eğer, hiç unutmayın ki, Su uyur düşman uyumaz!”
**
“Hâşâ Sultanım,” dedi Nizamülmülk. “Akıbetim iki dudağınız arasındadır. Git dediğiniz anda arkamı döner çıkar giderim. Yaşımı almış bir ihtiyarım artık ben. Ömrümü bu devletin ve ailenizin hizmetinde tüketmişim… Birkaç ay sonra yetmiş yaşıma giriyorum Sultanım ve ölüm geldiğinde beni acılar, utanç ve pişmanlık içinde bulmayacak…”
**
“Sonsuza dek, seni ve senden olanların iki dünyasını da cehenneme çevireceğiz! Yaşamak istiyorsan Nizamiyeleri kapat!..”
**
…Hasan Sabbah, iri kıyım fedailerinden birine işaret etti, “Sen!.. Evet çocuğum sen!.. Göster sadakatini! Haydi seni bekleyen cennet ile nimetlen artık!”
Fedai, bir an dahi düşünmeden davrandı hançerine efendim. Bana saldıracağını düşünerek savunma konumu alıyordum ki namluyu kendi boğazına dayadı ve bir anda boydan boya, bütün kuvvetiyle bastırarak, eli dahi titremeden kesiverdi.
**
Melikşah, yumruğunu bacağına indiriyor. Tok bir sesle çınlıyor kulaklarınız. “Gerekirse aylarca, gerekirse yıllarca sayısız mancınıkla döve döve dümdüz edeceğim o dağları Vezir. Ya başaracağım ya da eninde sonunda bir Şii devletine dönüşmekten kurtulamayacağız. Allah’a yemin ederim ki, ben ve evlatlarım hayatta olduğumuz sürece, kimse bu coğrafyada sahabeye sövemeyecek! Sabbah, akıllarını uyuşturucularla pelte ettiği adamlarını bir sözüyle öldürtüyor demek. İlayı Kelimetullah için şahadete koşan yiğitleri bir görsün hele!..”
**
Umursamamaya çalışman boşuna. Sen Melikşah’ın gölgesiyken, o koparıp atmak istiyor seni gövdesinden.
**
Ne kadar ömrüm kalmıştı ki Sultan’ım? Aramıza kimseleri sokma dememiş miydim sana?.. Bak şu işe… Nasıl?.. Nasıl geldik biz bu hale?..

Satış Noktaları

Back To Top