skip to Main Content
Olandan Olasıya

Olandan Olasıya

Bugün dünyanın odağında geleceğe dair endişe var. Yalnızlık, anksiyete ve depresyon ciddi bir ruh sağlığı krizinin habercisi. Felaketler, iklim değişikliği, biyo-çeşitlilik kaybı, gıda sorunu her geçen gün daha kronik bir hal alıyor. Ekosistemlerin ve toplumların yaralarının sarılması, iletişim kurulması ve çözüm üretilmesi gerekiyor. Değişim gücüne sahibiz, ancak başarısız oluyoruz çünkü en kritik aracımızın kaybolmasına izin verdik: Hayal gücü.

Rob Hopkins’e göre, şeylerin hayal gücüyle dönüşebileceğine ve kültürlerin hızlı, dramatik ve beklenmedik bir şekilde daha iyiye değişebileceğine dair çok sayıda kanıt var. Daha iyi bir yaşamı ve olumlu bir geleceği hayal etmek, sonrasında bunu gerçeğe dönüştürmenin anahtarı. Bu tutkulu keşifte Hopkins, hayal gücünün neden azaldığına, onu canlandırmak için ne yapmamız gerektiğine dair soruların cevaplarını arıyor. Çünkü bunu yaptıktan sonra, insanlık ve dünya adına başarabileceğimiz şeyin sonu yok.

Olandan Olasıya, şu anda bunu başaran bireylerin ve toplumların öykülerini anlatıyor. Bu kitap, daha iyisi için takip etmemiz gereken değişim sürecini besleyecek kolektif hayal gücümüzü canlandırmak ve serbest bırakmak için bir eylem çağrısı.

“Önemli bir konu üzerine ciddi bir kitap. Hayal gücü olmadan ne yaparız?” –Sir Quentin Blake

Olandan Olasıya, daha iyi bir dünya hayal etmeye güçlü bir çağrı niteliğinde. Bunu herkes okumalı ve takdir etmeli.” –Christiana Figures, Paris İklim Anlaşması baş müzakereci

“Rob Hopkins’in bu tutkulu kitabında gösterdiği gibi, hayatta kalmak ve gelişmek için çok daha yaratıcı olmalıyız. Olandan Olasıya, bizleri dünya çevresinde, umut dolu ve sürdürülebilir bir gelecek yaratmak için bugünü yeniden kurgulayan insanlara ve toplumlara dair, ilham verici ve acil bir yolculuğa çıkarıyor.” –Sir Ken Robinson, eğitimci, yazar

“Geçen her gün iklim değişiyor ve biyolojik çeşitlilik yok oluyor. Artık uçurumun kenarına gelmişken acilen harekete geçmemiz gerektiğini anladık. […] Rob Hopkins gibi kişiler bizleri değişim sürecinde cesaretlendiriyor. Bu kitaptaki pek çok hikâye, çoğu kişi için böylesi bir geleceğin çoktan gerçekleşmiş olduğuna bir kanıt.” –Anne Hidalgo, Paris Belediye Başkanı

“Eğer hayal gücümüzü, bu dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için serbest bıraksaydık önemli bir adım atmış olurduk. Bu cesur ve güçlü kitap da hayatta kalmamızın buna bağlı olduğunu savunuyor. Satırlar arasındaki fikirleri izleyerek kaybedecek bir şeyimiz yok; aksine kazanacak çok şeyimiz var.” –Scott Barry Kaufman, psikolog

“Rob Hopkins hayal gücünü her şeyin merkezine alıyor ve bizlere daha büyük düşlere, onları gerçekleştirmeye doğru karşı konulmaz bir çağrıda bulunuyor.” –Kate Raworth, yazar

Olandan Olasıya

Kitaptan Alıntılar

Yağmur hâlâ yağıyor, arkadaşlıklar sona eriyor ve insanlar kötü günler geçiriyor. İklim değişikliğinin bazı etkileri hâlâ hissediliyor. Ve çizdiğim manzara muhtemelen sizin, her şeyin nasıl yoluna girdiğine ilişkin hikâyenizden epey farklı olacak. Ancak bununla başladım, çünkü bu tür hikâyelerden yoksun bir zaman diliminde yaşıyoruz. Artık önümüzdeki yirmi yıl boyunca cesur, zeki ve kararlı olmanın bir yolunu bulabilseydik, yüzleştiğimiz güçlükler karşısında orantılı bir şekilde harekete geçebilseydik ve gerçekten iyi hissettirecek bir geleceğe yönelebilseydik nasıl olurdu diyebileceğimiz hikâyeler yok.
Ya günümüz yaşantısında yüzleştiğimiz en büyük zorluklar karşısında ihtiyacımız olan yanıt, devletten ve iş dünyasından değil de sadece senden benden, birlikte çalışan topluluklardan geliyorsa? Ya aradığımız cevap; hayatta kalma ilkesinin kasvetli yalnızlığında ve inzivasında, yahut ticaretin acımasız darbelerinde veya seçilen bir kurtarıcının gelip bizi bu durumdan çıkaracağı hayalinde değil de toplumla yeniden bağ kurmaktaysa? Söylediğimiz gibi, çözümü devletten beklersek çok geç kalırız. Bireysel çabayla kısıtlı kalırsak bu kez de çok küçük adımlar atarız. Ama millet olarak hareket edersek tam da yeterli gücü gösterir, zamanında yetişebiliriz.
Daha büyük tasarımlar yapmalı, daha yüksek sesli gösteriler düzenlemeli; sayısı artan çevrimiçi dilekçeler üzerinden daha çok kişiyi bir araya getirmeli ve belki bazen durmalıyız. Pencereden dışarı bakıp her şeyin daha iyi olduğu bir dünyayı düşlemeliyiz. Belki çalışmamızın kalbinde, etrafımızdakilerin daha iyi bir dünyayı hayal edebilmelerine, bununla ilgili hikâyeler anlatmalarına, bu anlayışı arzulamalarına duyduğumuz gereksinim var. Eğer bunu düşünebilir, isteyebilir, hayal edebilirsek, kurguladıklarımızı gerçekleştirirken gücümüzü bir o kadar katacak ve kararlı olacağız.
Hayal gücü direnir. Eğer onu bastıran unsurları bir tarafa koyabilirsek bize göz kırparak yeniden ortaya çıkar; zira bu, bizim doğal halimizdir. İnsan olmanın temel bir parçasıdır. Uygun koşullar mevcut olduğunda hayal gücü filizlenir.
Hayal gücü, hafızalarımızda taşıdığımız seçenekler ve olasılıkların paletinden yansır tuvale. Yeniden bir araya getirir, keser, yapıştırır; daha önce karşılaştığımız deneyim ve fikirlerin özgün birleşimini inşa eder. Etrafımızdaki doğal dünyadaki çeşitlilik ne kadar artarsa bunun farkına bir o kadar daha çok varır, dünyada nasıl yaşayacağımıza dair daha çok ilham bulabiliriz.
Ya Albert Einstein da o uzun, düşsel bisiklet seyahatlerine çıkmak yerine kahvaltısının fotoğraflarını Instagram’da paylaşıyor olsaydı? Ya da William Wordsworth ile kardeşi Dorothy, 1802’de Lake District’te bulunan Ullswater’daki Glencoyne Koyu’nda o meşhur “altın nergisler”in yanından yürüyüp geçerken sosyal medya hesaplarına bakıyor olsalardı? Eğer Mikhail Bulgakov Usta ve Margarita’yı kaleme almak yerine bir YouTube yıldızı olsaydı? Neleri kaybederdik bu durumda? Daha önemlisi, tam da şu anda toplayabildiğimiz kadar yaratıcı dehaya fena halde muhtaçken kim bilir hangi yaratıcı dahilerin çalışmalarını kaybediyoruz?
Hikâyeler, hayatımızın ve toplumun kader çizgisinde ilerleyeceği yolun nasıl şekil alacağını etkiler. Nitekim hikâyelerin gücü, aslında tehlikeli boyutlarda küçümsediğimiz bir şey.
Gerçekler, iklim değişikliğine inanmayan kişileri ikna etmeyecektir. Gerçekler, ekonomik veya teknolojik büyümenin, sorunlarımızı çözeceğine insanları inandırmayacaktır. Gerçekler, çöküşün kaçınılmaz olduğunu düşünenlerin aklına yatmayacaktır. Yeni ihtimallerin kilidini açacak olan, ancak hikâyelerdir.
İnsanların yeni gerçeklere ihtiyacı yok –ihtiyaç duyduğumuz şey, yeni hikâyeler... hikâyeleri değiştirin, davranışların da değiştiğini göreceksiniz.

Satış Noktaları

Back To Top