skip to Main Content
Orta Çağ İslam Dünyasında Kitap Ve Kütüphane

Orta Çağ İslam Dünyasında Kitap ve Kütüphane

Kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal kaleme aldığı Orta Çağ İslâm Dünyasında Kitap ve Kütüphâne adlı bu eserle, Orta Çağ İslâm dünyasında “kitab”ın tarihine yolculuk yapmamızı sağlıyor. Erünsal bu çalışmasında, Batı dillerindeki ve Arapça kaynaklardaki İslâm yazmaları literatürünü derlediği gibi 1000 yazma eseri de inceleyerek bizim için karanlık bir dünyanın kapılarını aralıyor.  
 
İslâm kültürünün en önemli halkalarından birini oluşturan yazma kitap dünyasını her safhasıyla tanımamızı sağlayacak bu eser, kitabın ortaya çıkması için gerekli kâğıt, kamış, mürekkep gibi maddi şartların yanı sıra kitabın telif süreçlerindeki temel basamakları da dönemin kaynaklarından alınan birbirinden çarpıcı anekdotlarla anlatıyor. 
 
Kitap aynı zamanda, medreselerdeki derslerde ya da camilerdeki halkalarda okutulan eserlerin mukabele, semâ‘, kıraât gibi nihai hallerini alma süreçlerinin yanı sıra imlâ, icâzet, münâvele, vicâde, mükâtebe gibi teknik terimlerle birlikte tenkidli metin neşrinin inceliklerini öğrenmemizi sağlıyor. Kitap üretim süreçlerinin yürütücüsü olan hoca-talebe, müellif-müstemlî, verrâk-müstensih gibi bu dünyanın gizemli figürlerini görünür kılıyor. Kitapların üzerindeki vakıf, temellük, ferağ ve istinsah kayıtları üzerinden kitaplara dair bilinmeyen bir dünyada nasıl yolculuk yapılabileceğinin anahtarlarını sunuyor. İlmin merkezi olmaları hasebiyle kütüphaneler, medreseler ve kitap çarşıları sayesinde yazma kitaplara ev sahipliği yapan Şam, Kahire, Bağdat, Buhara, Semerkant, Kûfe, Bursa ve Mekke gibi İslâm coğrafyasının merkezlerini hatırlatıyor…
Orta Çağ İslam Dünyasında Kitap ve Kütüphane

Kitaptan Alıntılar

• Maalesef ülkemizde devletin desteklediği bazı ilmî kurumlar, ömürlerini çadır tiyatrosu görünümlü kongreler düzenlemekle geçirmekte, ilim adamlarına alt yapı sağlama ve literatüre ulaşma konusunda hiçbir çaba harcamamakta, kaynaklarını ise beş yıldızlı otellerde şa'şaalı açılışlara harcamaktadırlar.
• Sözlü kitapların oluşumunda ve sözlü olarak naklinde birkaç yol varsa da hepsinin ortak noktası bir kitabı müellifinden veya müellifinden okuyarak nakletme iznini almış kimselerden dinleyip/okuyup başkalarına okutmak/rivâyet etmek için izin (icâzet) almaktır.
• Orta Çağ İslâm dünyasında yazılı kitabın ortaya çıkmasının gecikmesinin birçok sebebi varsa da bunlardan en önemlisi Arap yazısının ilk asırda, metinleri sağlıklı bir biçimde aktaracak kadar gelişmemiş olması ve bu yüzden yazılı metinlere güvenilmemesidir.
• İslâm dünyasındaki kitabın oluşumunda önemli bir yeri olan sözlü rivâyet dönemi etraflıca incelenmeden kitabın gelişim sürecini ve bilginin nakledilmesini anlamak mümkün değildir.
• Sözlü kitaplar geleneksel metodlarla yazıya geçirilip bir süre sonra çoğaltılma aşamasına gelindiğinde bir nevi copyright olan icâzet uygulaması yine müellifin eseri üzerindeki kontrolünü sağlamaya yardımcı olmuştur.
• İslâm'ın doğduğu dönemde komşu medeniyetlerdeki yazılı kitap, "rulo" evresini geçirip kodeks şeklindeki fiziki görünümüne kavuştuğundan, Müslümanlar da bu şekli benimsemiş ve sözlü kitapların yazıya geçirilme sürecinin yoğun olarak başladığı III/IX. asırdan Orta Çağ döneminin sonuna kadar İslâm dünyasında, kodeks şeklinde el yazması kitaplar hâkim olmuştur.
• Orta Çağ İslâm dünyasında matbaa olmamasına rağmen kitapların çoğaltılmasında ve yayılmasında hiç sıkıntı çekilmemiştir.
• Verrâklar, müstemliler, müstensihler ve talebeler birer matbaa gibi çalışmış ve bu sayede yüzbinlerce ciltlik koleksiyonlara sahip kütüphânelerin kurulması mümkün olabilmiştir.
• Orta Çağ İslâm dünyasında bir konuda ezberlenip nakledilen rivâyetlerin de kitap olarak (sözlü kitap) adlandırıldığını görüyoruz.
• Antik Çağlardaki mevcut kitap şekilleri, Milat’tan sonra bazı değişimler geçirmiş ve bu değişimler Orta Çağın ilk asırlarında devam etmişse de kitap, bugünkü şeklini, kâğıdın yaygın olarak İslâm dünyasına girişiyle II/VIII. asırda almıştır.
• Peygamberimiz’in okuyup yazma bilip bilmediği ve Kur'ân-ı Kerim'de geçen "ümmî" kelimesinin ne anlama geldiği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür.
• Mes'ûdî'nin naklettiğine göre Muâviye gecenin üçte birine kadar eyyâmu'l-Arab, ahbâru'l-Arab ve Acem hükümdarlarının siyaseti, harpleri, hileleri ilgili kitapları okur, sonra hanımlarının getirdiği güzel yiyecekleri ve tatlıları yer ve gecenin üçte birini uykuyla geçirirdi. Uyanınca geçmiş hükümdarların hayatı, savaşları, hile ve kurnazlıklarıyla ilgili defterleri getirtir ve adamlarına okuturdu.
• Bilindiği gibi III/IX. asrın sonlarına kadar İslâm dünyasında en önemli eğitim mekânı câmi ve mescidlerdi.
• Kadınlar câmilerde yapılan semâ‘ meclislerine de katıldıkları gibi, bizzat kendileri de câmilerde ve zâviyelerde semâ‘ meclisleri tertip etmekte ve okuttukları eserlerin rivâyet ve kırâ'ati için icâzet vermekteydiler.
• Tezhip, Kur'ân-ı Kerim yanında, sultanlara ve devlet adamlarına takdim edilmek için hazırlanmış eserlerle, muhtelif hânedânların saray atölyelerinde hazırlanan kitaplarda yoğun bir şekilde görülür.
• Tezhip bir eserin değerini artırdığı gibi, yazıldığı tarih ve hangi coğrafyada yazıldığını bilmediğimiz eserlerin tarihlendirilmesinde ve hangi bölgede meydana getirildiğini tespit etmekde de bize yardımcı olur.
• Yazma eserlerin baş kısımlarında genellikle bir veya birkaç sayfa boş bırakılırdı. İlk dönemlerde genellikle kitabın başında boş olarak bırakılmış bu sayfa veya sayfalara eserin ve müellifinin ismi yanında semâ‘, kıra‘ât, icâzet, mukâbele ve mütalaa kayıtları yazılmaktaydı.

Satış Noktaları

Back To Top