skip to Main Content
Öznenin Ölümü

Öznenin Ölümü

15 Temmuz sonrasında Türkiye’de cemaat ve siyaset düzleminde pek çok tartışma yapıldı. Ancak bu tartışmalarda gözden kaçan bir şey vardı. Meseleleri yerli yerine oturtabilmek için bakışımızı çevirmemiz gereken yerlerden biri de bütün bu olanların kimi zaman faili kimi zaman mağduru durumunda olan özneydi; öznenin olaylarla, düşünceyle, zihniyetle kurduğu ilişkinin niteliğiydi.

Gülen Hareketi daha önce bu açıdan incelenseydi, o büyük akıl tutulması belki çok daha önceden öngörülebilirdi.  Himmet toplantılarının, dershane ve okulların aslında bir sosyal iktidar alanı örmek için kullanılan ağlar olduğunu, bu ağda tutunabilmek için kişiye kendi aklını ve dahası, benliğini öldürmekten başka bir çare bırakılmadığını, tüm hoşgörü söylemlerine rağmen öznenin tekilliğine küçücük dahi olsa bir alan açılmadığını, Gülen’in adeta bir ilkel kabile şefi gibi grup ruhunu coşturmak ve yönetmek gibi efsunlayıcı bir rol üstlendiğini, gerçekte tüm cemaatlerin/hayır kurumlarının ana amacı olan “hizmet” kavramının bile bir gruba münhasır kılınmasındaki bencilliği görebilseydik ne ile karşı karşıya olduğumuzu çok daha önce anlayabilirdik.

Prof. Dr. Ergün Yıldırım sosyolojinin anahtar kavramları ışığında Gülen Hareketinin anatomisini yapıyor ve öznenin söz konusu yapı içindeki durumunu anlatıyor. Gülenciliğin küçük yaşlardan itibaren özneyi nasıl da yok etmek istediğinin hikâyesidir bu. Dava, hizmet, cemaat ve din gibi kutsal değerleri istismar ederek insan hayatına el koymanın hazin hikâyesidir. 


Kitaptan Alıntılar

"Paralel toplum çabasında olan bir hareket, kendisini çeşitli iktidar ağları olarak inşa etmektedir. İktidar ağlarını besleyen çeşitli kaynaklar meydana getirir. Himmet toplantıları, yurtlar, dershaneler, ışık evleri sosyal iktidar ağının önemli kaynaklarıdır."
"Paralel toplum, reel toplumun içinde alternatif bir sosyal iktidar alanı inşa etmek amacıyla oluşturulan bir toplum biçimidir. Bu toplum biçimi çeşitli sosyal kaynakların belli bir elitler ve yöneticiler grubu tarafından örgütlenmesiyle gerçekleşmektedir. Bu sosyal iktidar inşası, Gülen hareketi örneğinde abiler, ablalar, imamlar gibi aktörlerin hakimiyeti ve denetimleriyle gerçekleşmektedir. Bunun için de öznenin varlığı imha edilir ve onun yerine kolektivizm ideolojisi aşılanır."
"Kritik yapamazlar, çünkü kritik yetilerini kaybetmişlerdir. Sadece kıyas yoluna başvurabilirler. Bunu da kafalarında salınıp duran Gülen çehresiyle birlikte gerçekleştirebilirler. Sonuçta bir köle toplumu ortaya çıkar."
"Hareket, pratiğine ve örgütsel yapısına baktığımızda, her çeşit çoğulculuğa karşı dışlayıcı bir tutum içindedir. Hoşgörü söylemine rağmen örgütlenme pratiklerinde derin bir tekelleşme vardır. Farklı cemaatlere karşı da dışlayıcı ve kibirli bir tutumun olması dikkat çekicidir. Bütün cemaatlerin üzerinde odaklandığı hizmet kavramını tekeline alarak kendine 'hizmet hareketi' adını vermek bile bu tekelleşme ve tekil olma arayışının bir örneğidir."

Satış Noktaları

Back To Top