skip to Main Content
Selçuklular, Osmanlılar Ve İslam

Selçuklular, Osmanlılar ve İslam

Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor.

İşte günümüz tarihçilerinden Ahmet Yaşar Ocak, Selçuklular, Osmanlılar ve İslam / Tespitler, Problemler, Öneriler adlı kitabında bu sorunsalın siyasal, kurumsal, toplumsal, tasavvufi ve itikadi boyutlarını, Mehdîlik ve Mehdîci hareketler gibi toplumsal ve mistik ağırlıklı halk hareketlerine yansıyan yönlerini irdeliyor. Devlet, toplum ve İslam ilişkisi probleminin muhtelif yönlerini tarihsel gelişimi ve yansımaları bağlamında kendine özgü yaklaşımıyla sergilemeye çalışıyor.


Kitaptan Alıntılar

• Osmanlı İmparatorluğu’nda İslam’ın içeride ve dışarıda meşrulaştırıcı bir siyasal araç olması meselesi, zihniyet, metot, araçlar, uygulama ve sonuçlar olarak çok boyutlu, başlı başına bir sorunsaldır.
• Hükümdarlar ne kadar dindar olurlarsa ulema, sufiyye ve halk nazarında o kadar itibar görürler.
• Osman Gazi’nin Şeyh Edebalı ile yakınlığı, onun kızını alması, kendi açısından nasıl konar göçer Türkmen taifesinin nabzını tutmayı ve kendine bağlılık ve itaatlerini sağlamayı amaçlıyorsa diğer yandan bu ünlü şeyhin bu genç ve kudretli gaziyi desteklemesi de hiç şüphesiz onun sayesinde şahsi nüfuz ve itibarına kalıcılık sağlamayı hedefliyordu.
• İslam’ı kabul eden Satuk Buğra Han, kendi soydaşları üzerinde gerçekleştirmek istediği hâkimiyetini, onları ihtida ettirerek fiiliyata geçirmiştir.
• Timur Anadolu’yu tarumar edip yağmalamasına, Yıldırım Bayezid’in cihad ve gazâyı bırakıp Müslüman beylerin topraklarına saldırdığı ithamını gerekçe göstermiştir.
• Sultan Abdülhamid’e izafe edilen İttihad-ı İslam (panislamizm) politikasının amacı, İslam dünyasını siyaseten birleştirmek gibi bir ütopyayı gerçekleştirmek değil, hilafetin nüfuzunu kullanarak emperyalist Batı’nın hegemonyasındaki Müslüman ülkeleri uyanışa ve direnişe sevk etmektir.
• Türklerin İslam’a girişi gibi hem kendi tarihlerini hem de dünya tarihini çok derinden etkileyen büyük bir tarihsel olgunun, farklı zaman ve mekânlardaki siyasal, toplumsal, kültürel ve inanç boyutlarının ayrı ayrı pek çok monografinin konusu olması gerekir.
• Unutmamalıdır ki Vefâîlik XIII. yüzyılda Baba İlyas ve Baba İshak’la beraber ihtilalci bir mehdîlik ideolojisiyle (revolutionary messianism) ortaya atılmış ve Türkiye tarihinin en büyük, en kapsamlı ve sonraki tesirleri itibariyle en önemli iki büyük isyanından ilkini (ikincisi Şeyh Bedreddin İsyanı’dır) sahneye koymuştur.

Satış Noktaları

Back To Top