skip to Main Content
Siyonizm Ve Filistin Sorunu

Siyonizm ve Filistin Sorunu

Milliyetçi Yahudiler, Siyon Dağı’nın eteklerinde bir Musevi devleti kurmak istediklerinden beri Siyonizm ve Filistin Sorunu sadece Ortadoğu’nun değil, bütün dünyanın gündeminde. Theodor Herzl’in fikir babalığını yaptığı 19. yüzyılın sonlarından bu yana Avrupa ve pek tabi Osmanlı’nın politikasını etkilediği ‘siyasi Siyonizm’, bugünlerin reel politiğine uzanıyor. Çünkü ABD Başkanı Donald Trump’ın Balfour Deklarasyonu’nun 100. yılında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması, bütün dünyayı ayağa kaldırdı. Peki, nasıl oluyor da üç dinin kutsal kabul ettiği bir şehir, bütün kıtaları harekete geçirmeyi başarıyor?

Prof. Dr. Mim Kemâl Öke’nin kaleme aldığı ve mazisi doktora yıllarına dayanan Siyonizm ve Filistin Sorunu (1800-1923) adlı eser, meselenin tarihsel kökenlerini inceliyor. Gelişmeleri, son derece objektif, soğukkanlı ve ‘olması gerektiği gibi’ aktarıyor. Günümüzde sıklıkla karşımıza çıkan Abdülhamid Han, İttihatçılar ve Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili de çarpıcı tespitlerde bulunuyor.

Siyonizm ve Filistin Sorunu

Kitaptan Alıntılar

İttihatçılar, II. Abdülhamid'in Siyonizm’e karşı tutum ve politikasını devam ettirdiğini bir kez daha gösterdi.
II. Abdülhamid Herzl’e Mezopotamya petrolü de dâhil olmak üzere tüm Türkiye madenlerinin işletilmesini Musevi teşekküllerine verebileceğini söylemişti.
II. Abdülhamid, Siyonizm’i siyasi bir mesele olarak görmüş ve Musevilerin kitlesel olarak Filistin'e yerleştirilmelerine karşı çıkmıştı.
Vatan şairi Namık Kemal Bey'in oğlu Ali Ekrem Bey Filistin'e tayin olur olmaz Siyonizm’le mücadele etmiştir.
Unutmamak gerekir ki İttihatçıların İslamcılığı, çağdaş koşullara uygun, hatta çağdaşlaştırıcı bir İslamcılık olacaktı. Bu İslamcılık, Hıristiyan Batı'nın sömürgeciliğine karşı bir savunma mekanizması ya da isyan bayrağı niteliğinde bir hareket olacaktı.
Arap aydınlar, Balkan Savaşı sonrası, “Musevi göçüne evet; Türk göçüne hayır!” demişlerdir.
İttihatçılar, 1913 Babıâli Baskınıyla Kamil Paşa hükümetini değil, İngiltere’yi devirmişlerdi.
I. Dünya Savaşının ilk üç yılı Osmanlı Devleti için zaferler dönemidir.
Cemal Paşa’ya göre İslamiyet'in en büyük düşmanı İngilizlerdir.
Cemal Paşa, insaniyet adına Musevilerin savaştan zarar görmelerine ne kadar karşıysa siyasi boyutu olduğunu düşündüğü Siyonizm’in de harp gailesinden yararlanıp; Filistin'de bir ayrılıkçı harekete dönüşmesine ve gelişmesine o kadar karşıdır.
Mekke şerifi Şerif Hüseyin, “Bizim üzerine titrediğimiz bu manevi zenginlikler Turan ırkı tarafından hayâsızca çalınmaktadır.” diye haberler yaptırıyordu.
Filistin Meselesini en az Sultan Hamid kadar, İttihatçılar da savunmuştur.
İngiliz Allenby Kudüs’e girdiğinde, “Haçlı Seferleri bugün bitti.” demiştir.
Yahudi aydınlara göre Lawrence, ‘gizli bir siyonist’tir.
Lawrence’ın amaçlarından biri de Siyonistlerle Arap milliyetçileri uzlaştırmaktır.
Sebil-ür-Reşad, Hüseyin'in yolsuzluk ve entrikalarını kapsayan geniş bir yayın yapmış, onun bu özelliğini delillerle vurgulamıştır.
Lozan’ın hiçbir yerinde gizli madde yoktur!
Filistin'in ‘mesele’ olarak dünya politikasına girişi, Siyonizm’in ürünüdür.
Abdülhamid Herzl’le Siyonistlerin lideri olarak değil, Neue Freie Presse gazetesinin yazarı olarak görüşmüştür.

Satış Noktaları

Back To Top