Son Hasat

Son Hasat

Gökkuşağından ormanlar dikiyorum şimdi
Bütün renkleri geri getirmeye geliyorum
Ölümümle yaşamımı geri getirmeye geliyorum
Cennette seni bekliyorum
Belki dirilir gönlümün yalnızlığı
Hepsi bir aşk hikâyesi

Hilal…

Akhisarlı zeytinyağı tüccarı bir ailenin, kuşaklardır iyi yetişmiş, görmüş geçirmiş bir neslin son halkası, şehrin en itibarlı adamlarından İsmail Bey’in kızı.

Biraz şımarık, biraz garip, başı renklerle, içindeki seslerle dertte olan Hilal.

Ailesinin herkesten, neredeyse kendilerinden bile sakladığı “gerçek”le şizofren Hilal.

Ve Alparslan…

Akhisar’ın bir başka güç sahibi ailesinin, tütün tarlalarına hükmeden Halil Ağa’nın oğlu.

Babasının eli kolu, her şeyi, geleceği, soyunun yürüyeceği kişi.

Ama itaatkâr, hayalperest üstelik âşık Alparslan. Gönlünü mevsimlik işçi olarak tarlalarında çalışan güzel Zeliha’ya kaptıran ama iradesini eline alamayan Alparslan.

İnsanoğlu, bir başkasının menkıbesine gerçekten nüfuz edebilir mi? Hayat kimin seçimleriyle belirlenir? Hayal ve gerçek arasındaki sınırı kim çizebilir? 

Bahadır Yenişehirlioğlu, Son Hasat’ta kendi seçimlerinden mahrum bırakılmış iki karakter üzerinden insanoğlunun güç, itibar, makam ve mevki arzusu karşısındaki zaaflarını sorguluyor.

Kendilerine rağmen ailelerinin seçimiyle bir araya getirilen Hilal ve Alparslan’ın hikâyesinden herkesin hayatını altüst eden bir dram ortaya çıkıyor.

Çarpıcı ve etkileyici kurgusuyla Son Hasat, Bahadır Yenişehirlioğlu’nun kaleminden… 


Kitaptan Alıntılar

* Babası yaşadığı kentin tarihini anlatırdı gece yataklarına yattıklarında, masal yerine onun anlattıklarını dinlerlerdi. Ne güzel günlerdi diye düşündü nice zaman sonra. Hiç korku duymadığı o anlarda bilirdi babasının onu her şeyden ve herkesten koruyabilecek güçte olduğunu. Bilindik, bilinmedik bütün kötülüklerden. Kafasının içinde olanlardan bile.
* Hilal’in içinde yaşayan engereğin Labris gibi onu çift taraflı olarak kesmesini, ruhunu, bedenini, hayallerini, gerçekliğini yok etmesini kim anlatabilir ki gelecek kuşaklara bütünüyle? Bunu ben bile kendime anlatmakta güçlük çekiyorum. Aradığım sorulara cevap bulamıyorum. Başkaları buna çare olacaklar öyle mi? Güler geçerim. Hilal’in kulağına fısıldayan bu sesin sahibini ve binlerce arı vızıltısının beynini uyuşturan titreşimlerini ben bile çözemiyorken bunu kim çözecek? İnanmıyorum velhasıl, hiç ama hiç inanmıyorum. Ama bu bir görev ve ben bildiklerimi, hissettiklerimi anlatmaya çalışacağım.
*Hani bir zaman sonra eve döndüğünüzde içerinin o havasız, hafif küf kokusunu duyduğunuzda koşarak önce pencereleri açtığınız an vardır ya o ana ulaşmış gibi hissetmişti kendini. Birden muntazam yerleştirilmiş bütün örtüleri derleyip toplamak geçti içinden, hızla hepsini savurup atmak. Kendine hakim olamadı ve koşarak masanın üzerindeki örtüden başlamak üzere koltukların, konsolun üzerindeki bütün örtüleri birer birer tutup çekti ve aklınca yaşanmamışlığı ya da sona ermişliği yok etmeye çalıştı.
Ama annesinin direktifleri ile kendine geldi. Örtüler hâlâ yerli yerince duruyordu.

Satış Noktaları