Sosyolojik Savaş

Sosyolojik Savaş

Türkiye ve İslam dünyası, alt kimlik fay hatlarının ürettiği sosyolojik depremlerle sarsılıyor. Bu sarsıntıların kaynağında ise kimlikleri, kimlikler arası ilişkileri, dayanışmaları yıkıma uğratarak farklı kimlikleri birbirlerine karşı –Amin Maalouf’un tabiriyle– “ölümcül kimlikler”e dönüştüren bir savaş türü yatıyor.

Bu savaş türü, sosyoloji disiplinini, toplumsal olayları sadece açıklayan bir bilim olarak değil, kurgulayan ve yöneten bir bilim dalı olarak da kurnazca kullanıyor.

Türkiye ve İslam dünyası ne tür bir saldırı ile karşı karşıya bulunduğunun farkında mı?

Doğru düşmanla ve doğru silahlarla mı savaşıyoruz?

Elinizdeki kitap, bu can alıcı soruya “sosyolojik savaş” kavramı ile cevap veriyor.

Türkiye ve İslam dünyasının sosyolojik kapasitesini hedef alan “sosyolojik savaş” klasik silahların değil sosyolojik silahların kullanıldığı bir savaş türü.

Elinizdeki kitap, bize savaş sahasında adeta bir keşif yaptırıyor: Görünmez düşmanı açık ediyor ve Türkiye ile İslam dünyasına, envanterindeki hiçbir rakibinin elinde bulunmayan çok güçlü sosyolojik silahları ve bunların yerlerini gösteriyor.

Ve bu silahlar çekildiğinde, “karşı sosyolojik savaş” başlamış olacaktır…


Kitaptan Alıntılar

Türkiye’de yüz yıla yakın bir süre kullanılan darbeci güçler, kullanım ömürlerini artık tamamlamışlardır. Aynı şekilde, Arap ülkelerinde, rejimler ve liderler kullanım ömürlerini tamamlamıştır. Ortadoğu’da yerel statüko güçlerinin kullanım ömrünü tamamlamaları, bölgenin yeniden yapılandırılmasına zemin oluşturacak sosyolojik altyapı düzenlemelerini gerekli kılmaktadır.

Algı yönetimi ile fert ve toplum uygun bir mukabelede bulunmak bir yana, kendi kendine saldıran bir yapıya kavuşmaktadır.

Sosyolojik savaş, hedef toplumu mozaikleştirir. Toplum farklı etnik ve mezhepsel kimliklere odaklandırılarak, bu farklı kimlikleri birbirine açan, dolayısıyla sosyal, ekonomik ve siyasal örgütlenmeye zemin oluşturan çatı kimlik bağları koparılır. Bu aşamada, toplum, bütünleyici özelliği yok edilmiş etnik, mezhep ve cemaat eksenli alt kimlikler ve birbirine rakip bölgesel liderler etrafında kamplara ayrılır. Dayanışma bağlarından soyutlanmış ve kamplaşmış kimliklerin rekabeti kaçınılmazdır. Aralarında er geç devleti ve kurumları kendi tekellerine alma mücadelesi başlar. Bu özelliği kazanmış kimlikler, bir savunma dayanışması gösteremez. Bilakis, saldırılara daha açık bir yapı kazanır.
Sosyolojik süreç bu farklı kimlikler bağlamında tutulur. Alt kimlik bilincinin sürekli canlı tutulması, dışlayıcı özellik ile donatılması, farklılıkların ötekileştirilmesi ve karşılıklı kışkırtılması, rakip liderler tasarlanması, kahramanlaştırılması ve mistisize edilmesi gibi yeni operasyonlar gerçekleştirilir. Alt kimlik merkezli kültürel ve takiyyeci siyasal taleplere sürüklenen toplum kesimleri ortak vatan, ortak devlet, ortak lider, ortak bayrak vs. algılarını yitirecektir.

Satış Noktaları