Tahta At (Bez Ciltli Sert Kapak)

Tahta At (Bez Ciltli Sert Kapak)

Sinema ve televizyon ekranlarının sevilen yüzü Bahadır Yenişehirlioğlu yeni romanı TAHTA AT’la bir aile öyküsü üzerinden insanın kendi içindeki iyi ve kötüyle ilişkisini etkileyici bir biçimde anlatıyor.
İstanbul’un Boğaz’a nazır tepelerinden birinde görkemli bir villa; Haznedaroğlu Köşkü.
Köklü bir ailenin birkaç nesildir yaşadığı göz kamaştırıcı hayat. 
Paraya, güce, statüye, delicesine âşık olduğu bir eşe ve güzel bir evlada sahip bir adam, Ekrem Bey. 
Ekrem’in asil ve iyilik sever eşi, bir kadının belki de en çok istediği şey olan sevilme duygusunu sonuna kadar yaşayan Zerrin Hanım. 
Ekrem Bey ve Zerrin Hanım’ın gözlerinden sakındıkları, genç ve güzel kızları Elif.
Elif’in hayatında ilk kez aşkın en masum ve güzel halini yaşadığı, yetenekli ve yakışıklı basketbolcu Bora. 
Dışarıdan bakıldığında göz kamaştırıcı görünen hayatlar arkasında neler gizler?
Gün gelir buz tutmuş bir dağda bir filiz çatlatır mı bütün dağı?
Yalan nedir gerçekte? 
Peki ya kötülük? 
Kötünün karşısında kendini koruma refleksiyle bir an içi ağızdan çıkıveren bir söz büyüye büyüye nasıl bir kâbusa dönüşür? 
Kötülüğe tutsak kalmış birini oradan ne tutup çıkarabilir? 
Bu kez TAHTA AT ile bugüne kadar kaleme aldığı en hızlı kurguyla çıkıyor okurlarının karşısında. İnsanın kendi içindeki iyi-kötü savaşını yer yer adeta bir Musa kıssası olarak anılacak bir romanla resmediyor. Karakterleri güçlü, kurgusu sağlam ve sürprizlerle dolu bir roman…


Kitaptan Alıntılar

“Tahta atını sürdüğü yıllarda babasının yanına gelip ona söylediklerini hatırladı. Hani insan yaralı zamanları çoğu zaman içine gömdüğü kişiden okumaya başlar ya, işte bu okuma çok ama çok can yakıcı gelir adama. İçindeki çocuğun gözlerinde okumaya başladı…”
“Ne pahasına olursa olsun asla yılmayacaksın. Duygusallığa yer yok bu çetin dünyada. Acırsan acınacak hale düşersin. Herkes önünde diz çöktüğü sürece güçlüsün. Bunu sakın unutma!”
“Bir dost eli yok mu? Ben uçmayı bilmem. Yüzmeyi bilmem. Yalanı, ikiyüzlülüğü bilmem. Kurtar beni bu tuzaktan Allah’ım.”
“Elif ve Bora o anda birbirlerinden olabilecek en uzak yerlere kaçmamak için kendilerini zor tuttular. Elif’in omzuna attığı elini kor ateşe değmiş geri çekti Bora. Elif gözlerini Boradan kaçırdı.”
“Annesinin sözü yankılandı birden kulaklarında:
‘Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.’
‘Ben ne yaptım!’ diye bağırmaya başladı arabanın içinde.
“Aslında bu, çok önceden benliğine hapsedilmiş bir kişiliğin gün yüzüne çıkma anıydı. Yıllarca korkup sindiği babasının yerine geçerek onda var olduğuna inandığı hükümranlığın adeta damarlarına zerk edildiğini duyuyor, yılanın derisinden sıyrılıp yepyeni bir hale bürünmesi gibi daha güçlü, daha yeni ve daha muktedir hissediyordu kendini.”

Satış Noktaları