Yaşadığımız Şehir her hafta alışveriş yaptığımız semt pazarını, otobüs beklediğimiz durağı, vapura bindiğimiz iskeleyi, bir vasıtanın içinde yüz yüze yolculuk yaptığımız ‘yoldaş’ları anlatıyor. Kadınları, çocukları, yaşlıları… Dev ekranda izlenen futbol maçlarını…
Yaşadığımız Şehir bir sokak hafızası.
Yaşarken fark etmediğimiz yalnız ve yaralı yüzler, harflerin içinden bir hikâye olarak çıkıgeliyor. Ne ki hiçbiri öykü değil. Kurgu yok, kurmaca yok. Hayat kadar yalın, hayat kadar şaşırtıcı her biri. Çünkü orada yolcular, şoförler, satıcılar ve dahi güzel insan yüzleri var.
Yani ‘bizim’ hikâyemiz.