Taşın boyanmasıydı âdet olan, sıra boyamalara geldi. Yontucunun, kullandığı boyalara güveni sonsuzdu. Asırlarca dayanacaklarını, solmayacaklarını, bambaşka renklere dönüşmeyeceklerini biliyordu. Kimi bir deniz kabuğunun, kimi bir çömlek parçasının içinde karıştırdı renkleri. İstese, sonsuz sayıda renk elde edebilirdi. İstemedi. Kimi iç açıcı, kimi kasvet verici, ama hepsi de canlı ve kalıcı renklerle yetindi. Gözlerini karla hiç ovmamış kadınların ülkesinde buz mavisi, yağmur grisi gibi, kar beyazının da olmazdı elbet ama renklerin en zor olanı, kendisinden başka bütün renkleri yutanı, renksizlik kılanı, göz yakıcı çiğ beyaz bile onun duvar resimlerinde yumuşadı, uysallaştı. Hacmini buldu, boyun eğdi, renklerden bir renk oldu. En çok da bir yıldız ırmağının üzerinde akan lâcivert gökyüzünün altında güzel durdu. Çünkü kraliçe her defasında yıldızlı gök altında beyaz bir elbise giyiyor oluyordu.
Yontucu her şeyi üstün bir gerçekçilik duygusuyla tamamladı. Tasvirleri arasında bu gerçekçilikle bağdaşmayan tek sahne, lâcivert ırmağın burgaçlı dalgaları arasına saldığı, batacağı ya da yol alacağı zamanın tek anlık aynasından belli olmayan taş geminin üzerine kaldı. Onun da tek yolcusu vardı.
4 Değerlendirme | 4 Yorum
noktası kalbinde bir \′be\′!
Gülsüm AYDIN yazdı
′ey hükümdar sana,diyebildi,bir rüya armağan ettim,rüya senin ama ilk göreni benim′
′be′ ile açılan,içli bir münacaatla kapanan bu kitaba yorum yazmak da ′sırtında bir dağ,içinde bir deniz taşımak′ kadar yorucu açıkçası. ′birşeye hayat vermeye kalkışan,onun içinde yaşamayı göze alabilmeli′ denildiğinde ise sırtıma bir dağ daha biniyor...
′firuze rengine durmuş gökler altında′′komutanları tek bir muharebeye gerek duymaksızın yerle bir edebilecek denli güzel ve aşk dolu′,′gözlerini karla hiç ovmamış kadınların ülkesinde′′onun gözlerinde kendi ölümünün rengini gördü.içli,lacivert ve derin′
noktası kalbinde bir ′be′;işte bütün hikaye!
[cam ırmağı taş gemi/nazan bekiroğlu/ocak 2007/3.baskı/timaş]
kelimeler sehri
yazdı
Gökyüzü ne kadar mavi olsa da
Yağmur damlar toprağa
Yagmur ne kadar ıslak olsa da
Güneş düşer sabaha
Yağmurun hükmü toprağadır
Güneşin hükmü sabaha
Ateşin mümkünüdür su
Ki bu yüzden mavi bahsedilmiştir ona
Suyun mümkünüdür ates
Ki bu yüzden kırmızı bahsedilmiştir ona
MAVİ ve KIRMIZI
Hayat bahşedilmistirtir onlara
Senin sözlerin hem mavi hem kırmızı
Kelimeler sehrinin en aydınlıgı
Yüregine saglık tesekkürler
Tüm Okuyucu Yorumlarını Okuyun
noktası kalbinde bir \′be\′!
Gülsüm AYDIN yazdı
′ey hükümdar sana,diyebildi,bir rüya armağan ettim,rüya senin ama ilk göreni benim′
′be′ ile açılan,içli bir münacaatla kapanan bu kitaba yorum yazmak da ′sırtında bir dağ,içinde bir deniz taşımak′ kadar yorucu açıkçası. ′birşeye hayat vermeye kalkışan,onun içinde yaşamayı göze alabilmeli′ denildiğinde ise sırtıma bir dağ daha biniyor...
′firuze rengine durmuş gökler altında′′komutanları tek bir muharebeye gerek duymaksızın yerle bir edebilecek denli güzel ve aşk dolu′,′gözlerini karla hiç ovmamış kadınların ülkesinde′′onun gözlerinde kendi ölümünün rengini gördü.içli,lacivert ve derin′
noktası kalbinde bir ′be′;işte bütün hikaye!
[cam ırmağı taş gemi/nazan bekiroğlu/ocak 2007/3.baskı/timaş]
kelimeler sehri
yazdı
Gökyüzü ne kadar mavi olsa da
Yağmur damlar toprağa
Yagmur ne kadar ıslak olsa da
Güneş düşer sabaha
Yağmurun hükmü toprağadır
Güneşin hükmü sabaha
Ateşin mümkünüdür su
Ki bu yüzden mavi bahsedilmiştir ona
Suyun mümkünüdür ates
Ki bu yüzden kırmızı bahsedilmiştir ona
MAVİ ve KIRMIZI
Hayat bahşedilmistirtir onlara
Senin sözlerin hem mavi hem kırmızı
Kelimeler sehrinin en aydınlıgı
Yüregine saglık tesekkürler
nun
TUĞBA YAŞAR yazdı
nun masallarını arkadaşım vermişti, içine düşeceğimi bile bile.. ben de onlarcasını düşürdüm derinliğine.. bir geceye sadece bir cümle sığdı bazen.. bazen de kitabın tamamı.. defalarca okudum..
daha sonra yusuf oldum.. sonra nihadeyi sevdim.. cümle kapısını bir türlü açamadım.. sinoptayım, taş geminin yolunu beklemekteyim..
nun
TUĞBA YAŞAR yazdı
iyiki varsınız.. Allah sizi bize bağışlasın..