“ Mübarek hayatı en ince ayrıntısına kadar kayıt altına alınan… getirdiği nur ile milyarların gönlüne Sevgili, akıllarına Muallim ve ruhlarına Sultan olan Hz. Muhammed’in(sav) hayatını, Dünya Siyer ödülüne sahip Salih Suruç’un kaleminden, bir roman akıcılığı tadında, duygu ve coşku yüklü bir üslupla, iki cilt halinde(Mekke Devri- Medine Devri) siz değerli okuyucularla buluşturuyoruz…
Kitap, Efendiler Efendisinin (sav), bir mükemmel insan olarak hayatını anlatı,O’nun asıl gücü ve dayanağı olan manevi şahsiyetine, yani risâletine de dikkatleri çeviriyor. Bu yönüyle de, salt siyer anlatıcılığından öteye O’nun cennet iklimini tasvir ederek ortaya koyan bir eser… İnsanî özellikleri işlenirken eserde, bize yüce Rabbimizin sözlerini aktaran Peygamber Efendimizin(sav) ruhaniyetinin kapıları da aralanmakta. Bu kitabı tekrar tekrar okuma ihtiyacı duyacak ve her okuyuşta da En Sevgili’ye yeniden kavuşmuş hissedeceksiniz kendinizi. O’nu(sav) nasıl sevebileceğinizi anlayacaksınız bir kez daha, ve neden…
Ufuk peygamberinin tüm zamanı kucaklayan, sonsuz saadete çağıran tatlı sesinin, “Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in Hayatı” isimli bu eserle yeniden yüreğinizde yankılandığını duyacaksınız. Peygamber Efendimizin hayatı, kronolojik bir disiplin içerisinde işlenirken, tarihi olaylar içerisinde O’nun ahlakî özellikleri de başarıyla vurgulanıyor. Gerekli noktalarda daha geniş açıklamalar için ayetler ve hadislere de yer veriliyor ve kabul edilmiş tefsir ve açıklamalar yolu ile konulara açıklama getiriliyor.
Tüm yönleri ile Hz. Peygamberin hayatını “okumak” için, “Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in(sav) Hayatı”, belki de hayatınızın yeni bir dönüm noktasını oluşturacak!
2 Değerlendirme | 2 Yorum
TEK KELİMEYLE MUHTEŞEM BİR ESER
yazdı
BEN Bİ İMAM HATİP MEZUNUYUM. SİYER DERSİMİZİ İŞLERKEN KULLANDIĞIM EK KAYNAKLAR ARASINDA İLK SIRADAYDI BU KİTAP. AYRICA İKİ CİLDİNİ DE İKİ KERE OKUDUM. GERÇEKTEN EFENDİMİZ sav.′İN HAYATINI EN İYİ ANLATAN ESERLERDEN BİRİ. GERÇEKTEN ÇOĞU ŞEYİ EN İNCE AYRINTISINA KADAR YAZMIŞ VE BİZ DE BU SAYEDE EFENDİMİZ sav.′İN HAYATIYLA İLGİLİ BİLGİYE SAĞLAM KAYNAKLARDAN ULAŞMIŞ OLDUK. BU KİTABI HERKESİN OKUMASINI TAVSİYE EDERİM. Bİ BAŞLARSANIZ BIRAKAMAYACAKSINIZ ZATEN... SALİH SURUÇ BEY′İ BÖYLE MÜTHİŞ Bİ ESER YAZDIĞI İÇİN TEBRİK EDİYORUM. ALLAH YARDIMCISI OLSUN.
Sevgiliyi anlatan bir Mektup
Fikret Cengiz yazdı
Kitap, Kâinatın Sultanı’nı anlatıyor… Konu hem güzel, hem de kaynak yönünden çok zengin. Binlerce eser yazılmış konu ile ilgili sadece dilimizde. Peki, nedir, yazarı defalarca kaleme alınmış bir konuyu tekrar anlatmaya sevk eden? Kitabın daha önsözünden bile bu kendini belli ediyor ve bana göre tek bir açıklaması var: Sevda… Hangi sevdalı, Sevdiğinden gayri söz söyler ki… Bence yazarın amacı sadece Peygamber Efendimizin hayatını tekrar kaleme almak değildi. Amaç, Sevgililer Sevgilisine duyduğu muhabbeti, hasreti bizlerle paylaşmaktı… Efendimize âşık olduğu belli olan yazar, ifadelerine de adeta bu duyguyu, coşkuyu ve heyecanı katmış…
Kitabın önsözü yani" Önce bir kaç söz" adlı metin, yazarın sevdiğini tüm dünyaya haykırdığı bir mektup sanki... " Önce bir kaç söz” bölümünü okuyan bence kitabı daha farklı bir haleti ruhiye ile açacak... Bir Sevgiliyi okumak için açacak kitabı. İlk duygu bence bu olur... “Bu kitabın anlattığı İnsan’ı ben seveceğim. Böyle bir insan sevilmeli...” diyecektir.
Kitapta Kâinatın Sultanının insani yönünün yanında, özellikle vurgulanan manevi şahsiyeti, risâleti... Bence iyi de olmuş... Çünkü benim okuduğum Efendimizin hayatını anlatan kitaplar da genellikle bu yön çok da vurgulanmamış. O’nu normal bir insan gibi göstermek sanki insanların O’nu anlamalarını ya da kabul etmelerini kolaylaştıracakmış gibi genellikle insan özellikleri ön plana çıkarılmış... Bu eser de, insani yönü yanında özellikle risâletine dikkat çekilmiş... 6 yaşında ki bir çocuğun, tek başına, bir hurma ağacının altına, kendi elleriyle, birkaç dakika önce vefat eden annesini defnetmesi başka nasıl anlatılır ki? Sadece bu davranış bile o çocuğun kim olduğunun delili değil midir?
Evladını uğurlarken gösterdiği müthiş sabır ve tevekkül… Düşmana karşı tavrında ki cesaret ve kararlılık… Tüm insanları sarıp sarmalayan şefkat ve merhamet… Böyle bir hayat, ait olduğu Risâlet makamı ön plana çıkarılmadan anlatılırsa çok yavan kalmaz mı? Kitap, Sevgililer Sevgilisini anlatırken, 6 yaşında ki bir Peygamberin hem annesini yitirmenin acısını, hem tevekkülünü hem de imanı aynı anda nasıl harmanladığını öyle akıcı ve gerçekçi anlatıyor ki… O satırları okurken bir yandan O çocuğu bağrınıza basmak, sarılıp teselli etmek, mübarek gözlerinden akan yaşları silmek, diğer yandan da sahip olduğu müthiş imanı, tevekkülü görüp “Vallahi sen Peygambersin” deyip oracıkta O’na biat etmek duygularını aynı anda yaşıyorsunuz.
Eser bizi 1400 küsur sene öncesine alıp götürüyor… Çöl sıcağını, müşriklerin mezalimini, gözünüzün önünde açılan bir pencereden seyrediyorsunuz. Hatta bazen Efendimiz hiç öteki âleme intikal etmemiş de yanınızdaymış gibi hissediyorsunuz…
Anlatılan en çok bilinen bir Zat’ın hayatı. Ancak satır aralarında birden ortaya çıkan mesajlar kitabı farklı kılıyor. Kitap yazarı, sadece Peygamberin hayatını anlatmıyor… Okuyucunun Peygamberi yanında hissetmesini, Onunla olmanın şevkiyle, heyecanıyla, mutluluğuyla hemhal olmasını sağlıyor. Peygamber sevgisinin imanın şartı olduğunu anlıyorsunuz bir defa daha…
Örnek bir hayat anlatılıyor, bir destan naklediliyor… Muharririn kaleminden coşkun, berrak bir nehir gibi akmış sözcükler, cümleler. Nakledilen muhteşem hayata uygun bir üslupla sade, akıcı ama bir o kadar da coşkulu ve heyecanlı. Anlatımın sadeliğine ve akıcılığına kapılıp gidiyor insan… Yaşanan bütün hadiseleri, çekilen acıları, sabredilen zulümleri, O’nu görmenin ya da sesini duymanın, sohbetinde olmanın mutluluğunu, İslam’la şereflenmenin onurunu hissediyorsunuz… Hem heyecan ve mutluluk duyuyorsunuz (Müslüman olduğunuz için), hem de üzülüp ağlıyorsunuz (O’nu dünyada görme, mübarek sesini duyma bahtiyarlığına eremediğiniz için).
Hulasa, eser belki bildik bir konuyu anlatıyor… Ama olayları nakletmede kullanılan naif, ölçülü, sevgi, coşku ve hürmet dolu üslup eserden alınan lezzet farkını ortaya koyuyor. Yazar, kronolojik sırayla olayları anlatırken İki Cihan Sultanına duyduğu muhabbeti, hasreti, itaati, hürmeti ile sanki her sözcüğü her cümleyi her paragrafı sarmalamış… “İslam’ın özü sevgidir” bunu, bu eserde buram buram koklamak, hissetmek ve yaşamak mümkün…
Kaleminize ve yüreğinize sağlık Sayın Salih Suruç. Efendimin yüreğimdeki sevgisine bir kat daha sevgi kattın. Allah (cc) razı olsun. Timaş’a da binlerce teşekkür bu eseri biz okuyuculara ulaştırdığı için…
Tüm Okuyucu Yorumlarını Okuyun
TEK KELİMEYLE MUHTEŞEM BİR ESER
yazdı
BEN Bİ İMAM HATİP MEZUNUYUM. SİYER DERSİMİZİ İŞLERKEN KULLANDIĞIM EK KAYNAKLAR ARASINDA İLK SIRADAYDI BU KİTAP. AYRICA İKİ CİLDİNİ DE İKİ KERE OKUDUM. GERÇEKTEN EFENDİMİZ sav.′İN HAYATINI EN İYİ ANLATAN ESERLERDEN BİRİ. GERÇEKTEN ÇOĞU ŞEYİ EN İNCE AYRINTISINA KADAR YAZMIŞ VE BİZ DE BU SAYEDE EFENDİMİZ sav.′İN HAYATIYLA İLGİLİ BİLGİYE SAĞLAM KAYNAKLARDAN ULAŞMIŞ OLDUK. BU KİTABI HERKESİN OKUMASINI TAVSİYE EDERİM. Bİ BAŞLARSANIZ BIRAKAMAYACAKSINIZ ZATEN... SALİH SURUÇ BEY′İ BÖYLE MÜTHİŞ Bİ ESER YAZDIĞI İÇİN TEBRİK EDİYORUM. ALLAH YARDIMCISI OLSUN.
Sevgiliyi anlatan bir Mektup
Fikret Cengiz yazdı
Kitap, Kâinatın Sultanı’nı anlatıyor… Konu hem güzel, hem de kaynak yönünden çok zengin. Binlerce eser yazılmış konu ile ilgili sadece dilimizde. Peki, nedir, yazarı defalarca kaleme alınmış bir konuyu tekrar anlatmaya sevk eden? Kitabın daha önsözünden bile bu kendini belli ediyor ve bana göre tek bir açıklaması var: Sevda… Hangi sevdalı, Sevdiğinden gayri söz söyler ki… Bence yazarın amacı sadece Peygamber Efendimizin hayatını tekrar kaleme almak değildi. Amaç, Sevgililer Sevgilisine duyduğu muhabbeti, hasreti bizlerle paylaşmaktı… Efendimize âşık olduğu belli olan yazar, ifadelerine de adeta bu duyguyu, coşkuyu ve heyecanı katmış…
Kitabın önsözü yani" Önce bir kaç söz" adlı metin, yazarın sevdiğini tüm dünyaya haykırdığı bir mektup sanki... " Önce bir kaç söz” bölümünü okuyan bence kitabı daha farklı bir haleti ruhiye ile açacak... Bir Sevgiliyi okumak için açacak kitabı. İlk duygu bence bu olur... “Bu kitabın anlattığı İnsan’ı ben seveceğim. Böyle bir insan sevilmeli...” diyecektir.
Kitapta Kâinatın Sultanının insani yönünün yanında, özellikle vurgulanan manevi şahsiyeti, risâleti... Bence iyi de olmuş... Çünkü benim okuduğum Efendimizin hayatını anlatan kitaplar da genellikle bu yön çok da vurgulanmamış. O’nu normal bir insan gibi göstermek sanki insanların O’nu anlamalarını ya da kabul etmelerini kolaylaştıracakmış gibi genellikle insan özellikleri ön plana çıkarılmış... Bu eser de, insani yönü yanında özellikle risâletine dikkat çekilmiş... 6 yaşında ki bir çocuğun, tek başına, bir hurma ağacının altına, kendi elleriyle, birkaç dakika önce vefat eden annesini defnetmesi başka nasıl anlatılır ki? Sadece bu davranış bile o çocuğun kim olduğunun delili değil midir?
Evladını uğurlarken gösterdiği müthiş sabır ve tevekkül… Düşmana karşı tavrında ki cesaret ve kararlılık… Tüm insanları sarıp sarmalayan şefkat ve merhamet… Böyle bir hayat, ait olduğu Risâlet makamı ön plana çıkarılmadan anlatılırsa çok yavan kalmaz mı? Kitap, Sevgililer Sevgilisini anlatırken, 6 yaşında ki bir Peygamberin hem annesini yitirmenin acısını, hem tevekkülünü hem de imanı aynı anda nasıl harmanladığını öyle akıcı ve gerçekçi anlatıyor ki… O satırları okurken bir yandan O çocuğu bağrınıza basmak, sarılıp teselli etmek, mübarek gözlerinden akan yaşları silmek, diğer yandan da sahip olduğu müthiş imanı, tevekkülü görüp “Vallahi sen Peygambersin” deyip oracıkta O’na biat etmek duygularını aynı anda yaşıyorsunuz.
Eser bizi 1400 küsur sene öncesine alıp götürüyor… Çöl sıcağını, müşriklerin mezalimini, gözünüzün önünde açılan bir pencereden seyrediyorsunuz. Hatta bazen Efendimiz hiç öteki âleme intikal etmemiş de yanınızdaymış gibi hissediyorsunuz…
Anlatılan en çok bilinen bir Zat’ın hayatı. Ancak satır aralarında birden ortaya çıkan mesajlar kitabı farklı kılıyor. Kitap yazarı, sadece Peygamberin hayatını anlatmıyor… Okuyucunun Peygamberi yanında hissetmesini, Onunla olmanın şevkiyle, heyecanıyla, mutluluğuyla hemhal olmasını sağlıyor. Peygamber sevgisinin imanın şartı olduğunu anlıyorsunuz bir defa daha…
Örnek bir hayat anlatılıyor, bir destan naklediliyor… Muharririn kaleminden coşkun, berrak bir nehir gibi akmış sözcükler, cümleler. Nakledilen muhteşem hayata uygun bir üslupla sade, akıcı ama bir o kadar da coşkulu ve heyecanlı. Anlatımın sadeliğine ve akıcılığına kapılıp gidiyor insan… Yaşanan bütün hadiseleri, çekilen acıları, sabredilen zulümleri, O’nu görmenin ya da sesini duymanın, sohbetinde olmanın mutluluğunu, İslam’la şereflenmenin onurunu hissediyorsunuz… Hem heyecan ve mutluluk duyuyorsunuz (Müslüman olduğunuz için), hem de üzülüp ağlıyorsunuz (O’nu dünyada görme, mübarek sesini duyma bahtiyarlığına eremediğiniz için).
Hulasa, eser belki bildik bir konuyu anlatıyor… Ama olayları nakletmede kullanılan naif, ölçülü, sevgi, coşku ve hürmet dolu üslup eserden alınan lezzet farkını ortaya koyuyor. Yazar, kronolojik sırayla olayları anlatırken İki Cihan Sultanına duyduğu muhabbeti, hasreti, itaati, hürmeti ile sanki her sözcüğü her cümleyi her paragrafı sarmalamış… “İslam’ın özü sevgidir” bunu, bu eserde buram buram koklamak, hissetmek ve yaşamak mümkün…
Kaleminize ve yüreğinize sağlık Sayın Salih Suruç. Efendimin yüreğimdeki sevgisine bir kat daha sevgi kattın. Allah (cc) razı olsun. Timaş’a da binlerce teşekkür bu eseri biz okuyuculara ulaştırdığı için…