BENİ İKTİDAR DEĞİL YAYINEVİM KEŞFETTİ
Neden hep bu bilgiler size sızdı? Neden siz seçildiniz de bir başka gazeteci değil?
Diyelim ki siz bir gazeteciyi kullanmak istiyorsunuz; herhalde o dönemde akla gelecek son isim bendim. O gün kamuoyunun çok tanıdığı bir isim değildim; etkinliği olan; yayın politikalarını yönlendiren bir yazar değildim. Sizi kazanmak için üzerinizde ince bir işçilik yapmak isteyebilirler doğru. Ama ben öyle biri değildim.
Peki neden siz; neden bu CD’ler hep size geldi?
2006’da MİT’le ilgili bir yazı yazdım. Atabeyler; çetelerle ilgili yazılar yazmaya başlayınca bir anda kendimizi bu işin içinde bulduk. Beni keşfeden yayınevim Timaş oldu. Kitap teklifiyle geldiler. Ben de dedim ki ‘’daha önce 2 kitap yazdım; tutmadı’’. Çetelerle ilgili kitap yazalım diye konuştuk. 2007’nin sonunda kitabı teslim ettim. Tam bu arada Ocak ayının ortasında Veli Küçük ve bir grup tutuklandı; 1. Dalga gerçekleşti. Son operasyonu da girdik kitaba. Kitabın adı ‘Kara Kutu’ydu; yayınevi benim iradem dışında kitabın adını ‘Operasyon Ergenekon’ koydu. Ve 2. Büyük dalga gelince; Balbay, Özkan hep benim kitabımı ellerinde kaldırarak protesto edince kitap patladı. Bu nedenle ikisine de müteşekkirim aslında. Kadının biri eve gardrop yaptırmış; fakat tren geçtikçe sallanıyor. Marangozu çağırmış. Adam tren geçerken bakayım diye dolabın içine girmiş; o sırada kadının kocası eve gelmiş. Kapıda ayakkabıları görünce koşmuş hemen yatak odasına gardrobu bir açmış; yabancı bir erkek. ‘Sen ne arıyorsun’ demiş; marandoz ‘Tren bekliyorum desem inanmazsın’ demiş. Şimdi benim durumum tren bekleyen adamınkine benziyor. Söylüyorum ama inanmıyorlar.
Röportajın ilk kısmını bu adresten okuyabilirsiniz.