19.06.2010
Yalnız, geçen hafta, bir anı kitabı beni yeniden nerelere alıp götürmedi ki! Bu kitap, Bir Çerkes Prensesinin Harem Hatıraları adını taşıyor. Leylâ Açba, 1929-1931 yıllarında kaleme getirmiş. Yeğeni Dr. Edadil Açba yayına hazırlamış. Timaş yayınevi okur la buluşturmuş. Daha "Takdim"inin ilk cümlelerinden hüzünlü, acı anılar. Yer yer sevimli dokundurmalar, çekiştirmelerle bezense de.
Anılar, II. Abdülhamid dönemini izlerken, Mihri Müşfik de Leyla Açba Hanım'ın amcazâdesi olarak karşımıza çıkıyor, elbette yeni bilgilerle. Prenses "Ailemizdeki Ressamlar" bölümünde, Fatma Pesend Hanım'ı, Cavidan Hanım'ı anıyor ve "Mihri Hanım da pek güzel resim" yapardı, diyor. "Hatta Mihri Hanım memleketimizin en büyük hanım ressamlarından biridir. Onun tablolarından ikisi ben dedir. Biri benim portremdir, diğeri ise Yıldız'daki konağımızın resmidir." Hemen dikkatimi çeken, Mihri Hanım'ın kuşakdaşları ara sında başka kadın ressamların varlığı. Anılan Fatma Pesend Hanım, II. Abdülhamid'in eşlerinden; Cavidan Hanım ise, Şehzâde Yusuf İzzeddin Efendi'yle evlenmiş.
"Amcazâdem Mihri Hanım ise Zonaro'nun en muvaffakiyetli tale¬belerinden biri idi. Zonaro'dan ders aldığı zamanlar bizim konakta kalır yahut Akaretler'de mukime Behiye Halamıza giderdi." Genç res sam, zaman zaman, Fatma Pesend Hanım'ın Yıldız'daki dairesinde de misafir olurmuş.
Tıbbiye Nâzırı Ahmet Rasim Paşa'nın kızı Mihri Müşfik'i Leylâ Açba şöyle tasvir ediyor: "Orta boylu, açık kestane renkli saçlı, yeşil gözlü güzel bir hanım idi." (Resim Heykel Müzesi'ndeki, kime ait olduğu belirtilmemiş, yeşil gözlü genç kadın portresinin bir otoportre olabileceği akla geliyor. Mihri Müşfik'in bu portresi çok çarpıcıdır.)
Prenses, amcazâdesi için, "Maalesef daha sonra memleketten çık tı ve İtalya'ya gitti" diye yazıyor. "Bir müddet Fransa'da ablam Hidayet Hanım'ın yanında da kaldı. Bana ve diğer aile mensuplarına yazdığı mektuplardan pek mükedder olduğu aşikârdır."
Bu "mükedder" mektuplar kim bilir neler söylüyor, neler anla tıyordu... Abdülhamid'in, Leylâ Açba'nın sözcükleriyle, "gördüğüm en rezil insanlardan biri" olan "fevkalâde jurnalcisi" Fehim Paşa, meğer değerli ressam Eşref Üren'in babasıymış. "Amcazâdem Mihri Ha nım, bu çocuk için, 'İleride büyük bir ressam olacağından hiç şüp hem yoktur' demişti."
Harem Hatıraları'nın tanıklığında, Zona-ro'dan ders alma mesele si aydınlığa çıkıyor: Saraya gidip gelen genç Mihri, Şeh zade Selim Efendi'nin zevcesi Eflâkyar Hanım'ın yaptığı resimlerle il gileniyor; "her ikisi hususî birer resim yapıp Sultan Hamid'e tak dim etmişler. Sultan Hamid de resimlerden pek hoşnut kalarak kabul etmiş ve amcazadem Mihri Hanım'ı hususî ressamı olan İtalyan Zonaro Bey'in talebesi yapmış."
Prenses Leylâ Açba'nın anıları, objektif tutumla kaleme getirildiğinden özel bir değer taşıyor. Mihri Müşfik Hanım, bu anılarda, en son, 1919'da, İstanbul'dan "Zat-ı Şahane"nin sağladığı imkânla ayrılırken görülüyor. Yolu Roma'ya. Sonrası? "Halen memleket haricinde ve Amerika'da Chicago şehrinde ikâmet etmektedir. Allah güzel akıbetler versin."
Bu yazı 19 Haziran 2010 tarihinde Zaman Gazetesi'nde yayınlanmıştır.