22.04.2011
3
beğenen

Mustafa Ulusoy'a "Dünyanın Üç Yüzü" isimli kitabında, filmler, şiirler, Kutsal Kitap'tan bölümler, caddeler, arabalar, kokular, insanlar, hastalar, hastalıklar, hastalık sanılmayan hastalıklar, hükmü erken verilmiş duygular, meslekler, aileler, anneler, babalar eşlik ediyor



Bazı kitaplara, kapaklarından başlarız. Yıllar evvel bir "kapak okuması" okumuştum, görseldeki kurt üzerinden kitabın içeriğine dair bazı çıkarımlar yapılıyordu metinde. Şairden değiştirerek söylemek mümkün aslında; "kapak da kitaba dâhil". Hatta sırt, arka kapak yazıları ve elbette isim. Mustafa Ulusoy'un, bu metinde sözünü etmeye çalışacağım son kitabı Dünyanın Üç Yüzü'nde, sayılan bütün parametreler, rahatlıkla denebilir ki "başarı"yla kullanılmış. Kapak ve yerleştirmesi, isim ve arka kapak yazısı. Wojciech Zuchowski fotoğrafının Ravza Kızıltuğ tarafından yerleştirilmesi ve Dünyanın Üç Yüzü ismi. Timaş Yayınları, bir külliyat olarak yayımladığı Mustafa Ulusoy kitaplarının, şimdilik son vesikasını böylece yayımlamış oluyor.

1998'de Nietzsche ve Babaannem isimli deneme kitabıyla yazarlığa adım atan Ulusoy, Ay Terapisi ismini verdiği öykü kitabıyla devam etmiş yazarlık yolculuğuna. Dünyanın Üç Yüzü'nde ise "Hayalhane", "Cadde", "Yüz Yüze" ve "Perde" isimli dört bölümde denemelerini topluyor. "İnsanın Temel Acıları Üçlemesi", roman üçlemesi olarak tasarlanmış ve serinin ilk iki kitabı neşredilmişti.

CADDE VE PERDE

Mustafa Ulusoy, hekimlik ve yazarlık mesaisinin dışında bir de, iki buçuk yıl boyunca TVNET'te tamamen özgün formatta bir sinema programının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlenmiş. Bu programın adı, izleyenler mutlaka anımsayacaktır: "Film Şeridi". Programında birçok önemli ve entelektüel ismi konuk eden Ulusoy'un, bu kitaptaki "Perde" isimli bölümden okuduklarımız kadarıyla kendi sinema ilgisi üzerine de düşünmemiz mümkün oluyor. Özcan Alper'in Sonbahar'ı, Abbas Kiyarüstemi'nin Kirazın Tadı, Alejandro Emenabar'ın İçimdeki Deniz'i, Önder Kızıltan'ın Takva'sı, Semih Kaplanoğlu'nun Yusuf Üçlemesi [Yumurta, Süt, Bal]... Yazarın üzerine düşündüğü, düşünmekten hoşlandığını da bilhassa sezdiğimiz filmlerden bazıları bunlar. "Cadde" isimli bölümde de anlatıcı, yürürken düşünüyor ve hayatın ta içinden sayfalara uzanıyor.s

Ulusoy'a kitaplar, filmler, şiirler, şiirlerden dizeler, Kutsal Kitap'tan bölümler, caddeler, arabalar, insanlar, kokular, hastalar, hasta olmayanlar, hastalıklar, hastalık sanılmayan hastalıklar, hükmü erken verilmiş duygular, meslekler, aileler, anneler, babalar eşlik ediyor bu metinlerde. Sırf eşlik için değil, metnin içinde olduğu gibi yer alan eşlikçiler bunlar. Kendisi ilhamla yazılmış, aynı zamanda ilhama da çağıran denemeler. Caddeli insanlı, filmli hayalli, çağrışımlı kokulu denemeler.

Zulüm haberlerinin ağır havası

"Cadde" isimli bölümde Mustafa Ulusoy'un "vesaitsiz" yaptığı uzun yolları görüyoruz. Ayaklarının üzerinde, yürürken düşünen, düşünürken metne gönderen, gönderirken eli boş bırakmayan denemeler toplamı "Cadde"deki yazılanlar:

"Yürüyecektim. Caddede. Her yer parlak ışıkla doluydu. İçim, gecenin sarmaladığı akşam gibiydi. Baharın tazeliği hâlâ varlıkların üstüne ışıldıyordu. Üzerimdeyse "zulüm haberlerinin" ağır havası vardı. Şairin (Juan Manuel Bonet) "Radyo Avrupa'nın küllerini haber yapıyor" demesi gibi, radyo zulmün haberini yapıyordu. Ruh daralıp ağırlaşınca, beden de daralıp ağırlaşıyor. Ruhun taşıyamadığı beden de taşıyamıyor. İçimden hiç yürümek gelmiyordu."

Bu haber 22 Nisan 2011 tarihinde Ali Enis Yıldız tarafından Yeni Şafak Gazetesi'nde yayınlanmıştır.




Bu haberle ilgili kitaplar
Bu haberle ilgili yazarlar