25.05.2011
0
beğenen
İlber Hoca'nın defterinden portre eskizleri

İlber Ortaylı yeni kitabında, Sezar'dan Fatih Sultan Mehmet'e kadar önemli tarihi kişiliklerin yanı sıra Neslişah Sultan, Halil İnalcık, İsmail Cem gibi yakın tarihimizden isimleri, mesleki ve özel hayatlarıyla ele alıyor. ECE KOCAL, Defterimden Portreler-Tarihten ve Günümüzden'i tanıttı

Tarih profesörü îlber Ortaylı, yeni kitabı Defterimden Portreler Tarihten ve Günümüzden'de hayatı boyunca kendisini etkileyen kişileri çoğunlukla kısa notlar halinde ele almış. Bu kitap kendi deyimiyle bir eskiz çalışması. Çünkü Ortaylı'ya göre bir tarihi kişiliği çizmek için her şeyden evvel edebiyatçı olmak, öyle bir gelenekten gelmek lazım. Yine de gelen tepkilere göre ayrıntılı portre çizimine girişebileceğini belirtiyor.
Kitabın 'Tarihten Portreler' isimli ilk bölümünde karşımıza çıkan ilk iki tarihi kişilik, Julius Caesar (Sezar) ve İmparator Augustus. Biri temmuz ayına, diğeri ağustos ayına ismini vermiş bu iki 'dâhi diktatör'ün ardından sıra Osmanlı padişahlarına geliyor. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, III. Selim, II.Abdülhamid, V. Mehmed Reşad'm yanı sıra bu bölümün tek kadın karakteri Kösem Sultan'ı, îlber Hoca'nm kaleminden okuyabilirsiniz. Son zamanlarda Osmanlı saray hayatıyla ilgili tartışılan bazı konularla ilgili bilgiler de yer alıyor. Muhteşem Süleyman'ın monogam olduğunu, tek eşin tadını çıkaracak maharette biri olduğunu belirten Ortaylı, Sultan'ın hayatı boyunca eşi Hürrem Sultan'a sadık kaldığını ekliyor. Ayrıca onun için şu cümleleri kullanıyor: "îki şehzadesini ve torunlarını katletmek zorunda kaldı, en çok sevdiği oğlu Şehzade Mehmet'in ölümünü gördü. Uzun saltanatında bir Avrupa ve Ortadoğu imparatorluğunun sahibiydi. Çileli ömürdür, yaptıklarım ve yaşadıklarını bir hükümdarın ne olduğunu anlayarak değerlendirmek gerekir." Padişahların yanı sıra dönemin başka dikkat çekici isimleri de kitapta yer alıyor. İmparatorluğun başmimarı Mimar Sinan'ı ve onun dönemini anlatırken, Osmanlı mimarisinde dar bir ulusal nitelik ve kaynak aramanın boşuna olduğunu belirten Ortaylı, "Nasıl Osmanlı tarihi üç kıtadaki ülkelerin ve halkların yazgılarıyla ördükleri bir duvara benzerse, Osmanlı mimarisi de bu tarihin zamanda ve mekandaki müşterekliğinin bir sembolüdür," diyor. Daha sonra İstanbul Unkapanı'nda doğan, Saray Enderunu'nda eğitim alan, Mısır'dan Mekke'ye, Kafkasya'dan Viyana'ya kadar gezen, kısaca 'gezmeyen bir milletin tek gezgini olan' Evliya Çelebi'nin hayatı anlatılıyor. 'Kanuni'nin başağrısı' V. Şarl, 'Osmanlı'yı yenen tek Avusturyalı, Prens Eugen, Çariçe II. Katerina, 'Modern Mısır'ı kuran diktatör' Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve Grigori Rasputin'in yanı sıra Beethoven, Puşkin, Amadeo Preziosi, Leo Tolstoy gibi sanatçıların hayatlarına dair dikkat çekici bilgiler yer alıyor.

Kitabın ikinci bölümünde günümüze yakın isimler, 'Türkiye'den Portreler' var. Bunların bir kısmı îlber Ortaylı'nın tanıştığı, ilişkide olduğu kişiler. Zaten Ortaylı kitabın önsözünde, genç yaşlarından beri Türk toplumunun birçok önde gelen şahsiyetini tanıma fırsatı bulduğunu belirtiyor. "Birçoklarının yanında uzun süreli öğrencilik yaşadım, kimileriyle zaman zaman dostluğum oldu, kimileriyle de geleneksel terbiye ölçüleri içinde saygı ve bağlılık bildirmek için yaptığım ziyaretlerle seneler geçti," diyor.
Atatürk'ün silah arkadaşı, ardından TBMM Başkam olan Kazım Karabekir'i anlatırken, Atatürk'le aralarında siyasi görüş ayrılıklarının elbette ki söz konusu olduğunu belirten Ortaylı, böyle idealleri için can vermeye hazır insanların arasında her zaman fikir ayrılıkları olabileceğini belirtiyor. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy hakkında ise "Marş sayesinde hak ettiği 500 lira mükafatı almamıştır, borç para ile gezmiştir. Türkiye'nin 20. yüzyıl başı böyle insanlarla doludur," diyor. İlber Ortaylı'nın "Prensliği doğuştan gelen hukukun ötesinde şahsi meziyetlerindendi," dediği Osman Ertuğrul Efendi, Türk vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra başka hiçbir ülkenin pasaportunu kabul etmedi ve noter tasdikli bir belgeyle dünyayı gezdi.
Cumhuriyet'e bağlılığını ise şu cümleyle beyan etmişti: "Bizim aile için büyük zorluklar doğurdu ama Türkiye için hayırlı bir değişimdir." Sürgüne giderken henüz üç yaşmda olan Neslişah Sultan ise uzun ve renkli ömrüyle kitapta yer alıyor. 1900'lerin başlarında doğan bir nesil, kitabın bu bölümünde önemli yer kaplıyor. Savaşm sıkıntıları içinde büyüyen bu nesil için Ortaylı, "Bugünkü kuşaklara göre etrafla daha çok ilgilenmek zorundaydılar," diyor. Bu bağlamda Hacettepe ve Bilkent Üniversitelerinin kurucusu İhsan Doğramacı'dan övgüyle söz eden Ortaylı, onun için "önemli işler yapanların önemli de hataları olur ama herhalde pek az kavmin eğitim tarihinde bu kadar dinamik ve kurucu kişiliğe rastlanır," diyor. Tarih profesörü Halil înalcık'ın değerini belirtirken ise onun eserleri ve çalışmaları zikredilmeden Osmanlı tarihi üzerinde hiçbir kitap ve makale kaleme alınamayacağını vurguluyor. 'Arkeolojinin büyük hocası' Ekrem Akurgal, 'çalışma heyecanım hiç yitirmeyen' sanat tarihçisi Oktay Aslanapa, 'hoşgörülü ve disiplinli' tarih profesörü Nejat Göyünç, Türa--ımmı-ımmılM kolog Süreyya FaNeslisah ruki, 60'larda sosSultan yolojide bir kuşak j yetiştiren Mübeccel Kıray, Türkiye'de 'ordinaryüs' unvanını taşıyan birkaç profesörden 'Hititbiliminin babası' Sedat Alp, yıllar önce emekli olacak diye öğrencilerin telaşa kapılıp rektöre 800'ü aşan dilekçeyle müracaat ettiği renkli kişiliğiyle sevilen Hüseyin Hatemi, 14 yaşından sonra Türkçe öğrenen Nermin Abadan Unat, İlber Ortaylı'nın kitapta hayatlarına yer verdiği, bazı kişisel anekdotlarını paylaştığı değerli hocalardan.
Ortaylı'nın, '20. yüzyıl Türkiyesi'nin en ilginç başbakanı' olarak değerlendirdiği Bülent Ecevit'in, siyasi veya özel hayatındaki pek çok kararıyla unutulmaması gereken bir kişilik olduğu kesin. Başbakandan köy muhtarına kadar 'sayın' diye hitap etme alışkanlığını getiren, mütevazr bir aydının ev hayatını süren bir siyasetçi anlatılıyor kitapta. Bir diğer 'farklı siyasetçi', Ortaylı'nın 'Tanımakta geç kaldığım," dediği İsmail Cem. Onu kitabında şu cümlelerle anlatıyor: "Zarif, sakin bir üslubu vardı. Renkli ve dinamik bir kişiydi... Bizdeki Amerikan eğitimlilerden bir farkı daha vardı; kıtanın Fransız diline ve kültürüne de sahipti. Bu ülkenin mirasına saygılıydı ve devamlı araştırıp öğreniyordu." Recep Yazıcıoğlu da Ortaylı'nın kitabında atlamadığı siyasi isimlerden.
Semiha Berksoy, Ayla Erduran gibi sanatçıların yanı sıra ülkemizde özel müzeciliği başlatan, mücevher tutkusuyla anılan Sevgi Gönül, Topkapı Sarayı'nın unutulmaz müdürü Filiz Çağman, Avrupa müzelerinden gelen eserlerle sergiler açarak Türkiye müzeciliğini yeni bir çağa taşıyan Nazan ölçer, kitapta anılan müzeciler arasında.

Bu haber 25 Mayıs 2011 tarihinde Ece Koçal tarafından Sabah Gazetesi Kitap eki'nde yayınlanmıştır.





Bu haberle ilgili yazarlar