08.06.2010
0
beğenen
İsmi ilk kez 1970'lerde duyulmaya başlandı. Ege'deki çeşitli il ve ilçelerde vaazlar veriyordu. Türkiye'nin yüzde yüze varan enflasyonlarla, iç çatışmalarla, gerginliklerle sarsıldığı zamanlardı. Ülkedeki geniş bir kesimse hem modern dünyaya entegre olmak, evrensel Ölçülerde iş yapmak hem de manevi değerlerini muhafaza etmek istiyordu. İşte bu noktada Fethullah Gülen'in yorumları yükselmekte olan kesimlere bir çıkış kapısı açtı.' 100 Soruda Fethullah Gülen ve Hareketi başlıklı kitabın yazarı Prof. Dr. Doğu Ergil eserin önsözündeki tespitierine şu cümlelerle devam ediyor:

"Fethullah Gülen bir Türk Rönesansı önermekteydi. Bunun için önce toplumun kendi içinde barışa ve huzura kavuşması gerekiyordu. Uzlaşmacıydı, diyalog yanlısıydı, ancak dinsel değerlerden de ödün vermiyordu. Dayatmaya değil, kabule yaslanan bir yurttaşlık hukuku; zora değil, benimsemeye dayanan bir ahlak anlayışı ve lütuf beklemeye değil, üretip paylaşmaya bağlı bir dayanışma düşüncesi sunuyordu. O, artık yorumlarıyla geniş bir kitleye yol gösteren, büyük bir dayanışma hareketine ilham veren Fethullah Gülen Hocaefendi olmuştu." Ergil Hoca'nın tanımlamalarını kimileri abartılı bulabilir. Hatta ona farklı yakıştırmalarda bulunarak kitabının "yaranma" niyetiyle kaleme alındığını iddia edebilir. Fakat yazarın ilmî şahsiyetini ve kişilik yapısını bilenler için sübjektiflik sınırlarından uzak ifadelerdir.

Doğumu, ilmî geçmişi, fikrî dünyasına etki edenler, ismiyle anılan hareketin temel bakışı, sanata yaklaşımı, İslâm âleminin içinde bulunduğu hâlin sebepleri, küresel iş bölümünün nasıl yönetileceği meselesi, başlangıçtaki amaçlar, onu sıradan din adamları statüsünden çıkartıp kanaat önderi hâline getiren sebep ve etmenler, hareketin gelişiminde kimlerin katkısına başvurulduğu konusu, İslâm ülkeleri veya farklı devletlerden yardım alınıp alınmadığı hususu, din ile siyasetin karşılıklı durumu ve şimdiye kadar akıllara takılan toplam 100 soruya verilen cevaplar okuyucuyla buluşacağı anı bekliyor.




Bu haberle ilgili yazarlar