06.04.2011
0
beğenen
Türkiye'nin karşılaştığı iç ve dış sorunların hemen hepsinde dikkate alınması gereken bir faktör olarak karşımıza çıkan milliyetçilik Prof. Dr. Kemal H. Karpat'ın Osmanlı'dan Günümüze - Ortadoğu'da Millet, Milliyet, Milliyetçilik adlı kitabında masaya yatırılıyor.
Türk milliyetçiliğinin oluşum ve gelişim sürecini ortaya koyan Karpat, Ortadoğu'da ortaya çıkan modernist-milliyetçi Arap devletierinin ideolojik arka planına ve bu ülkelerle Türkiye'nin Osmanlı sonrası ilişkilerine ayna tutuyor. Osmanlıcılık düşüncesinin modern Türk milliyetçiliğinin temellerini attığını anlatan Karpat, Osmanlıcılık akımının başarısız sonuçlandığının söylenemeyeceğini kaydediyor. Vatanseverlik ve islam arasındaki çelişki Vatanseverliğin, îslami anlayışla çelişki içinde olduğunu anlatan yazar, ancak çağdaş ulusların varlıklarım sürdürmek için ülke toprağına ihtiyaç duyduklarını ve önceleri doğal bir sevgi duyulan küçük yerleşim birimleri için kullanılan vatan kavramının daha sonraları Namık Kemal gibi dönemin aydınlarının yazdıkları eserlerle siyasi bir anlam kazandığını belirtiyor. Ortadoğu'da etnik milliyetçiliğe dayalı devletlerin kurulmasımn ve Türkiye'de laikliğin benimsenmesinin, muhtemel bir Türk-Arap yakınlaşmasını engellediğini ifade eden Karpat, Türk dili ve kültüründen Arap etkilerinin silinmesinin ve Türkiye'nin Bazı davranış ve kuralları uyarlama çabasını Araplar arasında kuşkuyla karşılandığım ve bazı aşırıcı çevrelerin, işi Türkleri dinden dönmekle suçlamaya kadar vardırdığım söylüyor. Prof. Karpat, Hatay'ın Türkiye'ye katılmasının Türk-Arap ilişkilerindeki derin çatlağı büyüttüğünü de not düşüyor.
Manevi yönü olan bir milliyetçilik Osmanlı'da ve Türkiye'deki millet ve milliyetçilik kavramlarında cemaat ruhu bulunduğu ve bunun kökeninin de inanç-din olduğu tespitini yapan Karpat, şöyle devam ediyor: "Manevi yönü olmayan bir millet anlayışı milliyetçiliği asri yönlere sevk eder ki bunun en güzel örneği Nazi Almanya'sıdır." Cumhuriyet döneminde Türklerin önünde, biri etnik yapıya ve dile dayalı, diğeri dine ve kültüre dayalı iki milliyetçilik seçeneği olduğunu ve Mustafa Kemal'in tercihini etnik ve dil milliyetçiliğinden yana kullandığını anlatan yazar, Ziya Gökalp'in milliyetçilik anlayışına da eleştirel yaklaşıyor. Gökalp'in Türklerin emik bir kültüre sahip olduğu yönündeki tespitine değinen Karpat, Ziya Gökalp'in bu ifadesiyle kendisiyle çeliştiğini şu sözlerle ortaya koyuyor: "Gökalp milletlerin ve hususen Türklerin etnik bir kültüre sahip olduklarını söylerken, daha evvel, etnik grupların birçok bölüme ayrıldıkları, bazen başka etnik grupları asimile ettikleri ve çok kez de bazı Türk grupların başka gruplar tarafından asimile edildiği üzerine söylediklerini unutmuş gibidir..." 19. yüzyılın getirdiği siyasi, sosyal ve ekonomik değişimler sonucu eski anlayışlann yıkılır gibi görünmesine rağmen aslında şekil değiştirerek devam ettiğini savunan yazar, Gökalp'in Osmanlı tarihine sübjektif ve ideolojik bir açıdan bakarak bugünkü Türk toplumunun ve siyasi yapısının Osmanlı devrinde hazırlandığını görmediğini, görmek istemediğini söylüyor.

Günümüze Kenyal h, Kafpal Kitabında Osmanlıcılık düşüncesinin modern Türk milliyetçiliğinin temellerini attığını anlatan Kemal Karpat, Osmanlıcılık akımının başarısız sonuçlandığının söylenemeyeceği ni kaydediyor

Bu haber 6 Nisan 2011 tarihinde Çağrı Çobanoğlu tarafından Yeni Şafak Gazetesi'nde yayınlanmıştır.