Osmanlı devleti, çok milletli ve çok etkili bir toplumsal yapıya sahipti. Bu toplumsal yapının demografik bir haritasını ortaya koymak Osmanlı Devleti'nin sosyal, ekonomik ve siyasi değişiminin temel dinamiğini de anlamamıza yardımcı olabilir. Dünyaca ünlü tarihçimiz Kemal H. Karpat'ın Osmanlı Nüfusu 1830-1914 başlıklı eseri böyle bir noktadan hareket ediyor.
Karpat'a göre Osmanlı devletindeki nüfus hareketleri, sosyal yapı değişimlerinin nedenleri ve sonuçlarıdır. Kitabın ana amacı, daha geniş alanları kapsayan ve birçok siyasi ve sosyal olayı yorumlayan ve Osmanlı'nın nüfus hareketlerini ele alan bir başka çalışmanın istatistik temellerini, yani ölçülebilen yönlerini tespit etmek. Kemal Karpat eserinde bu tarihler arasında yapılan nüfus sayımlarını inceleyerek, Osmanlı nüfus rakamlarının, doğum ve ölümlere ilişkin verilerin ne dereceye kadar güvenilir olduğunu kesin bir biçimde anlamaya çalışıyor.

Osmanlı nüfus defterlerinin nasıl oluşturulduğunu, kişilerin bu defterlere nasıl kaydedildiğini tafsilatlı bir şekilde araştıran Kemal Karpat, bu defterlerin güvenilir olduğunu belirtiyor. Ama buna rağmen verilen rakamların, nüfusu yüzde 17-22 gibi bir oranda eksik gösterdiği sonucuna da varıyor. Bu eksiklik, kitabın ilerleyen sayfalarında Karpat'ın değişik nüfus sayımlarından elde edilen istatistiklere ve tablolara bakarak gösterdiği gibi nüfus sayımlarının amacından kaynaklanmakta. Sayımı yapanlar, askere alabilecekleri ve vergi tahsil edecekleri insanlara önem verdikleri için bu kesimlerin dışında kalan erkekleri ve bilhassa kadınları önemsememişler. Bu da istatistik verilerinde hatalı sonuçlara neden olmuş.
Karpat'ın kitabında en önemli nokta aslında modern Türkiye'de yaşayan milletin nasıl ve ne zaman oluştuğu, nasıl kimlik değiştirerek eskilerden de birçok kültürel, sosyal ve sair unsurları barındırarak yeni bir toplum şekline bugünkü haline geldiği. Eskiyi koruyan kültürel ve sosyal süreklilikle birlikte yeniyi kabul eden ve toplumun değişime ayak uydurmasını sağlayan ana dinamiklerden biri, nüfus hareketleridir. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki yeni bir milletin-ulusun ortaya çıkışını yalnızca göçlerle açıklamaya imkân yoktur.
Göçlerin açık anlamda etkili bir sosyal ve siyasal değişime ve dönüşüme yol açması için, siyasal, örgütsel, sosyal dinsel, kültürel ve özellikle ideolojik birçok yardımcı güce ve parametreye ihtiyacı vardır. Bu bağlamda Karpat kitabında göçlerin modem Türk miUetinin meydana gelmesini nasıl kolaylaştırdığını daha köklü biçimde kavramak saikiyle 19. ve 20. yüzyıllarda Osmanlı devletinde oluşan ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi ve ideolojik gelişmeleri geniş biçimde analiz ediyor.
Elimizdeki çalışma Ortadoğu, Anadolu ve Güneydoğu Avrupa'da yaşanan toplumsal dönüşüm konusunda 1813-1914 dönemindeki Osmanlı nüfusuna ilişkin temel bilgileri sağlıyor. Karpat, Osmanlı milletler topluluğunun 1815 yılından 1920 yılma kadar etnik-milli devletler öbeği olarak dağılması sürecine bakıyor. Bunu günümüze kadar süregelen bir dönem olarak yorumluyor. Karpat, ele aldığı bu süreci ve içindeki değişim dinamiklerini kitabın ilk sayfalarında şu sözlerle özetliyor: "Yabancı müdahalenin bir sonucu veya ulusal bir uyanış hareketi ve aynı zamanda yeni bir seçkin sınıfın gelenekçiliğe ve baskı yönetimine karşı liberal, bireysel ve modemist bir tepki" (s. 13) olarak inceliyor.
Nihayetinde kitabın içeriği bu nüfus sayımlarının tarihi gibi de ele almabilir. Karpat, Osmanlı'da nüfus sayımlarının nasıl yapılıdğının ve istatistiksel bilgilerin nasıl toplandığının da gelişimini ve tarihini ele alıyor. Kitabın ilk bölümünde bu konuyla ilintili, yayımlanmış çalışmaları gözden geçiren Karpat, ikinci bölümde 1830'dan 1914'e kadar yapılan çeşitli sayımların ve nüfus defterlerinin amacını ve işlevini ele alıp çözümlüyor.
Üçüncü bölümde ise Osmanlı nüfusunun etnik-dini bileşimi üzerinde duruyor. Kitabın son bölümü ise dönüşümü imparatorluğun topyekûn dönüşümünü simgelediği ve çok iyi bir örnek oluşturduğu için İstanbul'a ayrılmış.
Karpat'ın vurguladığı gibi Anadolu'nun kuzeydoğu bölümü, 19. yüzyılın ikinci yansında büyük çaplı bir etnik değişimden geçmişti. Çeşitli Kafkas topluluklan 1853 yılından sonra karadan Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardı. 1878 yılında Ardahan, Batim ve Kars gibi kuzey vikyetierinin Rusya'ya verilmesinden sonra Dağıstanlılar, Çeçenler, Gürcüler, Lazlar ve bir kısmı Türk kökenli ancak çoğu Kafkas soyundan gelen başka pek çok Müslüman topluluk yerleşmek üzere Doğu Anadolu'ya gelmişti. Girit'in Yunanistan tarafından işgal edilmesinden sonra buradaki Müslümanlar göç ederek Anadolu'nun güney kıyılarına yerleşmişti (s. 158). Göçün Anadolu'nun İslamlaştinlması ve Turkleştirilmesi sürecini hızlandırdığı görüşü istatistiklerle de desteklenmektedir.
Karpat'ın ortaya koyduğu bu toplumsal istatistikler somut bilgi sağlamanın yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu'nun nihai yazgısına biçim veren etkenlerin varlığım da ortaya koymakta. Bunun yanında, Osmanlı devletini 19. yüzyılda tümüyle kuşatan dini, etnik ve toplumsal çekişmelerin nedeni olan ekonomik değişimler, İstanbul için verilen istatistikler de kolaylıkla görülebilmekte.
Hâsın, nüfus istatistikleri savaşı, hem çeşitli etnik-dini toplulukların büyüklüğü hakkında hem de Osmanlı İmparatorluğu'nun genel olarak toplumsal, ekonomik ve kültürel durumu konusunda bir yığın bilginin ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Karpaf m bu önemli çalışması bu bilgi yığınını sistematik bir biçimde ele almasıyla üteratürde dikkat değer bir yer teşkil ediyor.
TÜRK DEMOKRASİSİNİN TEMEL MESELELERİ Üzerinde durulmayı hakeden bir diğer Karpat eseri de Türk Demokrasi Tarihi Karpat'ın bu önemli çalışması, Türkiye'de modem sosyal bilim anlayışının yerleşmesine ve Türk aydınının toplumsal sorardan bütünüyle nesnel bir şekilde ele almasına büyük katkı sağlıyor.
Türk toplumu, Osmanlı'nın son iki yüz yılında ve 87 yıllık Cumhuriyet devrinde çok hızlı ve köklü bir şekilde değişmiştir.
Bu değişimleri tetikleyen ve gerçekleştiren güçlerin bir kısmı dışandan gelmiş; fakat değişmeler Türkiye'nin kültürü, tarihi, kimliği ve siyasi tecrübesine göre şekil almış, yerlileşmiş, bizim olmuştur.
Türkiye'de demokrasinin bu kadar çabuk yerleşmesini, kökleşmesini ve toplumun kültürü haline gelmesini kolaylaştıran çeşitli tarihsel, kültürel ve sosyo-ekonomik nedenler vardır. Kemal Karpat'ın Türk demokrasisinin temel meselelerini ve aktörlerini incelediği Türk Demokrasi Tarihi kitabında demokrasiye geçişin tarihi kapsamlı biçimde kaleme alıyor.
Tarih tiplinin duayeni Karpat, Osmanlı İmparatorlu'nda reform hareketleri, Osmanlı toplumsal sınıflan, Cumhuriyet'in kumlusu ve CHP, ilk muhalif partilerin kuruluşu, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası, Demokrat Partinin yükselişi, mıhalefetin yaşamasını sağlamak için mücadele, iktidar ve muhalefet partileri içindeki anlaşmazlıklar, millyetçilik, laiklik, din ve politika, devrimcilik, Batılılaşma ve davranış değişimleri, komünizm ve etkileri ve Türk siyasi tarihine etki eden diğer dinamikleri ustaca irdeliyor.
Bu yazı 28 Mayıs 2010 tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki'nde yayınlanmıştır.