05.09.2011
0
beğenen
Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Kemal Karpat, yerli ekonomiye yeni bir boyut kazandıracağını belirttiği tersine göç isteğini tetikleyen gelişmeyi şöyle açıkladı: "Türkiye'de son yıllarda çok ilginç siyasi ve ekonomik gelişmeler olmuştur. Uzmanlaşan Türklerin sayısı hem yurt içinde hem yurt dışında büyük artış göstermiştir. Birbirini tamamlayan ve destekleyen bu gelişmede son on yılda büyüyen ekonominin ve milli gelir artışının büyük payı vardır."

Prof. Dr. Kemal Karpat, dünya çapındaki bilim adamlarımızdan birisi... Şu anda ABD'deki Wisconsin Üniversitesi ile İstanbul Şehir Üniversitesi'nde dersler veren Prof. Dr. Kemal Karpat, Osmanlı nüfusu konusundaki çalışmaları ve göçler hakkındaki uzmanlığı ile dikkat çekiyor. Kendisine son zamanlardaki nüfus hareketleri ve etkileri konusunda merak ettiklerimizi sorduk

TARİHİ ŞEKİLLENDİREN GÖÇLER

Göç ve nüfus hareketlerinin tarihin akışını değiştirmedeki rolü nedir?

Göçler insanlık tarihini şekillendiren en büyük demografik ve sosyal güçtür. Yeni toplumları eski medeniyetleri değiştiren ve yeni medeniyetler yaratan göçler dar bölgeleri kapsadığı gibi kıtalararası dalgalar şeklinde oluşur. Bazen kısa dönem çok kez ise yüzlerce yıl devam eden göçler ayni zamanda ırkları, kültürleri ve dinleri birbiriyle hamurlayarak yeni tip insanlar ve kültürler yaratacak güçtedirler. Selçuk Türklerinin Anadolu'ya 1071 Malazgirt seferinden sonra yayıldıkları bir dereceye kadar doğru ise de Türk kavimlerinin Anadolu'ya yerleşmeleri çok daha evvel miladi sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllarda oluşmuştur. Malazgirt savaşında Alparslan'a karşı savaşan ordu içinde Türk birlikleri bulunduğu gözönünde tutulursa o tarihlerde Bizans topraklarında yaşayan Türk kavimlerinin bulunduğu kesin bir gerçektir.

OSMANLI'DAKİ NÜFUS HAREKETLERİ

Osmanlı devleti içinde altı yüz yıl süren çeşitli küçük çapta göçler olmuştur ki bunlar halen incelenmemiştir. Osmanlıda en büyük göç şüphesiz 19. ve 20. yüzyılların başında olmuştur. Kırım'dan Anadolu'ya 1783'le başlayan az sayıda göç 1856'da yüz binlere ulaşmış. Bu kuzey göçünü 1862 Kafkas ve nihayet 1877/8 de ve 1912-14 Balkan göçleri izlemiştir. Aslında bu eski Osmanlı topraklarından büyük dalga göçleri arasını küçük grup veya aile göçleri doldurmuştur. Göç aslında devamlı bir olaydır. Yukarıda saydığım göçleri 1926-37'de Bulgaristan, Romanya, Yunanistan anlaşmalı ve sonra Yugoslavya 1951 ve Bulgaristan 1985-89 zoraki göçleri izlemiştir. Göç olayı her yerde olduğu gibi Türkiye'de de bir çok demografik (göçmen ve yerli halk evlenmeleri) yeni yerleşim bölgeleri, sosyal, ekonomik ve siyasi değişmelere neden olmuştur. Biz Osmanlı toplumunun 19. yüzyılın ikinci yarısında hızla değişmesini yeni bir sosyal yapı ve kültür ve kimlik ile ortaya çıkışını göçlerin etkilediğini yazdık. Türkiye'de göçmen konusu henüz tüm yönleriyle doğru dürüst incelenmemiştir. Yapılan incelemeler ya eksik kalmış ya tek taraflı kendini haktan gören kimseler tarafından yürütülmüştür. Bu kişilerin sayısı son zamanlarda ideolojik nedenlerle veya çıkar nedeniyle çok artmıştır. Türkiye'ye göçler geniş çapta Müslümanlardan oluştuğu ve zoraki yapıldığı bir yana atılarak gayri Müslim küçük grupların, kişilerin, ailelerin çileleri abartılarak propagandaya dönüştürülmektedir.

ŞENGEN DARALIR

Kuzey Afrika'da yaşanan çatışmalarla Avrupa'ya yönelen göç ne tür etkiler yapabilir?

Afrika ve Ortadoğu'dan Avrupa'ya yönlenen göçmenlerin sayısı arttıkça yaratacakları sorunların çeşidi ve şiddeti artacaktır. Avrupa'nın göçmen alma kapasitesi sonsuz değildir. Her ne kadar Avrupa'nın halkı yaşlanıyor ve iş kolunu yerel halkın karşılaması gün geçtikçe güçlenmektedir. Buna karşı Avrupa'nın göçmen dalgasını önlemeye çabalamaktadır. Batı Avrupa is koluna olan ihtiyacını karşılamak için ekonominin hızla geliştiği 1995-2008 yıllarında kapılarını bilhassa Doğu Avrupa ve kısmen Afrika göçmenlerine açmıştı. 2008-2010 ekonomik bunalım ilk kez de göçmenleri vurmuştur. Örnek İspanya'da ve İtalya'da bulunan bir milyondan fazla Rumen göçmen yurtlarına dönmek zorunda kalmışlardır. Aynı durum İrlanda'da çalışan Polonyalılar için de geçerlidir. Şengen serbest dolaşımı iptal edilmeyecek fakat daraltılması kaçınılmaz gibi görülüyor. Zaten Doğu Avrupa ülkelerinin bazılarının Şengen anlaşmasından yararlanma tarihi ertelenmektedir. Şengen her Batı ülkesi için ayrı önem taşır. Avrupa'nın ve dünyanın en büyük ekonomisi olan ve durmadan gelişen Alman ekonomisinin işçiye olan ihtiyacı vardır çünkü kendi nüfusu yaşlanmaktadır. Almanya'nın Şengen'e karşı daha liberal davranacağı düşünülebilir. Ama işin içine kültür ve din farkları karışınca çözüm daha da zorlaşmaktadır. Avrupa'da bugün Müslümanlara ve zencilere karşı olumsuz tepki artmaktadır. Ekonomik bunalım bir dereceye kadar artıyor ve din, ırk ve kültür farklarının daha sertleşmesini sağlıyor. Avrupa'da milli kimlik (Fransız, Alman, Norveç, vs.) çok derin tarihi köklere sahiptir. Bu kimlik Avrupa Birliği'nin yaratacağı veya yaratması umut edilen global kimlikle-durmadan çatışmaktadır. Avrupa'da tarihi milli kimliği savunanlar çok kez dini siper olarak kullanmakla kalmıyor aynı zamanda kültürlerinin ve değerlerinin üstünlüğünü on plana çıkarmaktadırlar. Bu konularda çok şeyler yazmak mümkündür.

ABD'deki 50 bin Türk yasal olacak

ABD gerçekten bir göçmen ülkesidir ve göçlerin ve göçmenlerin ekonomiye yaptığı katkı kesin kabul edilmekle beraber zaman zaman göçmenlere karşı ırk, din ve kültür nedeniyle çeşitli tepkiler de eksik olmamıştır. Halen ABD'de ana göç sorunu Güney Amerika'dan gelen göçmenlerle ilgilidir. ABD'nin birçok mevsimlik islerini (sebze, meyve toplamak gibi) sayıları 16-18 milyon olan Güney Amerikalılar görmektedir. Bunların takriben 10 milyonu kanunsuz giriş yapan kaçak isçilerdir. İşte ABD'de bu illegal-kanuna karşı olan göçler hakkında iki ana görüş belirmiştir. Bir görüşe göre gayri kanuni olan göçmenlere daimi oturma hakkı vermek ve böylece onları vergi vermeye zorlamak, eğitim ve sağlık sigorta durumunu düzenlemek gerektir ki böyle bir karar uzun surede ABD'nin çıkarınadır. Eğer bu görüş kanunlaşırsa ABD'de "kaçak" oturan ve bir çoğu iş sahibi olan 20-50.000 Türk'ün de durumu kanunlaşmış olacaktır.

UZMANLAŞAN TÜRKLER ARTIŞTA

Beyin göçü hakkında neler söylersiniz?

Afrika'dan ve Asya'dan nitelikli nüfusun Avrupa'ya ve ABD'ye göç etmesi-brain drain-(beyin göçü) öteden beri mevcuttur. Siyasi istikrarsızlık, askeri müdahale lolker nitelikli nüfusun Batı'ya göçünü artırmıştır ki bunun en güzel örneği Irak'tır. Nitelikli kimseleri Batı'ya çeken ana neden yüksek ücret ve mesleki çalışmayı kolaylaştıran iyi verimli çalışma koşullarıdır. Yüksek nitelikli kimseler kendi ülkelerinde yüksek maaş ve iyi çalışma koşulları bulabilirseler şüphesiz ki kendi vatanlarında kalmayı ve orada çalışmayı tercih edeceklerdir. Hatta bir adım daha ileriye giderek diyebiliriz ki Batı'da tecrübe sahibi olduktan sonra yurtlarına dönen ehliyetli kimseler ülkelerinin kalkınmasına büyük katkılar sağlamaktadırlar. Ehliyetli kimselerin göçünü kanunla önlemek değil uygun çalışma ve yüksek ücretle piyasa koşullarına göre düzenlemek çok daha verimli bir yoldur. Türkiye'de son yıllarda çok ilginç siyasi ve ekonomik gelişmeler olmuştur. Uzmanlaşan Türklerin sayısı hem yurt içinde hem yurt dışında büyük artış göstermiştir. Bir birini tamamlayan ve destekleyen bu gelişmede son on yılda büyüyen ekonominin ve milli gelir artışının büyük payı vardır. Aynı zamanda uzmanlaşma gelişmektedir. Bu gelişmelerin doğurduğu dışa göç bir yerde yerli ekonomiye yeni boyutlar ekleyerek yerli beyin dış göçünü artırmaktadır. Ama aynı zamanda dışarıdan çeşitli şekiller halinde yatırımlar dahil bir çok uzman Türkiye'ye gelmektedir. Biraz çelişkili görünen yukarıdaki düşünceyi uzun uzadıya aydınlatmak mümkündür.

İstanbul Şehir Üniversitesi'ne 'Göçler Enstitüsü' geliyor

Toplum olarak göç ve etkilerinin ne kadar farkındayız?

Bu konuşmada göçlerin önemini belirtmeye çalıştık. Türkiye kendine mahsus tarihi koşulların yarattığı bir ülkedir. Türkiye'de göçlerin çok önemli olduğunu ve devamlı köklü sonuçlar doğurduğu ve doğurmakta devam edeceği aşikardır. Türkiye'de 1950'lerde başlayan köyden şehire göç, sonra Avrupa'ya 1960'lardan sonra oluşan göçler toplumu ve onun düşüncesini kökünden etkilemiş ve dünyaya açılmasını sağlamıştır. Göçler bu kadar önemli olmasına rağmen halen Türkiye'de doğru dürüst incelenmemekte. Yeni kurulan İstanbul Şehir Üniversitesi birçok alanda olduğu gibi göç konusunda da yeni adımlar atmayı planlıyor. Bir göçler enstitüsü kurmanın üniversitenin planları arasında olduğunu sanıyorum. Şehir Üniversitesi'nin öğretim üyesi olarak bir göçler enstitüsünün kurulmasını desteklediğim gibi otuz seneden beri göçler ve iskan ile ilgili birçok birinci el ve çok değerli dokümanı Şehir Üniversitesi kitaplığına bağışladım. Elimde olan ve halen üzerinde çalıştığım birçok diğer dokümanı da daha sonra kitaplığa vereceğim. Halkımızın ve ilgili kimselerin ve makamlarin Şehir Üniversitesi'nin Türkiye için can alıcı önem taşıyan bu girişimine destek olmalarını öneririm.

Bu haber 4 Eylül 2011 tarihinde Şükrullah Dolu tarafından Yeni Şafak Gazetesi'nde yayınlanmıştır.





Bu haberle ilgili yazarlar