15.02.2010
Said Nursî derin izler birakti
Prof. Dr. Mehmet Altan, Said Nursî'nin, dinin siyasallasmaktan kurtarilmasi ve dogru yasanmasi için gösterdigi gayretlerle derin izler biraktigini söyledi. Altan söyle dedi: "Onun söylediklerinin, yorumlarinin özel olarak etüd edilmesi gerekir, bunu yapan genis bir kesim var. Said Nursî cumhuriyet tarafindan ilk dislanan insanlardan biri. Said Nursî'nin görüslerinin yayginlasmasi, onun düsüncesi etrafinda bir tartismanin ortaya çikmasi ancak normallesmeyle birlikte olabilir. Normallesmeyle birlikte Said Nursî'nin düsünce ve algisina yönelik resim tam olarak ortaya çikar."
Dinin resmîlesmesine karsi toplum cemaatleri kurmustur
Cumhuriyet dönemi sonrasi 1950'lerden sonra baslayan demokratiklesme süreci geldigimiz noktada iyice belirginlik kazanmis toplumun baskiya ugrayan kesimleri kimlikleriyle ortaya çikmaya baslamistir.
Baskiya ugrayan pek çok kesim gibi dindarlar da bugün her alanda söz sahibi olmaya baslamistir. Prof. Mehmet Altan Türkiye'nin degisen süreçler içinde dinin geldigi noktayi degerlendirdigi Kent Dindarligi kitabinda tartismaya yeni bir boyut kazandiriyor. Dinin sosyal alanda daha görünür olmasi gerektigi söyleyen Altan, siyasal Islâmin demokratiklesmeyle birlikte ortadan kalkacagini söylüyor.
"Kent Dindarligi" kitabini nasil bir algiyla çikardiniz?
Iki nedenle çikardim; gençligimdeki kent dindarlarini ortalikta göremez oldum. Ikincisi kimi mevcut uygulamalarin kent dindarligiyla bagdasmadigini, kent dindarligina uymadigini gördüm ve bu çeliskilerin pesine düstüm. Sosyolojik olarak farkli resimler görüyorsun, bu farkli resimler üstünden farkli sonuçlara variyorsun. Onu da bir kitap haline getirip Türkiye'nin bu konuyu benimle birlikte tartismasini arzuladim.
Gençliginizdeki kent dindarlari nasil insanlardi?
Inançlarini içsellestirmis, inancinin felsefî derinligine ve estetigine vakif, kentin çogulculugu ve farkliligina uyumlu, güler yüzlü, sakaci, ümitli bir insan portresi çiziyorlardi. Simdiki "kimi" dindar örnekleri sekil sartlariyla hareket ediyorlar, dini bir arinmadan çok sosyal konumlarindaki yetersizliklerin araci olarak görüyorlar.
Gençliginizde demokrasi bu kadar gelismemisti. Böyleyse "Demokrasi gelistikçe kent dindarlari yerini sekilci dindarlara birakiyor" denilebilir mi?
Çok güzel bir soru, ama böyle bir çikarim yapilamaz. Aslinda burada bir çeliski yok. Demokratiklesme toplumun en gadre ugramis, en dislanmis kesiminin, en distaki çemberin merkeze entegrasyonu demektir. Yok sayilan insanlarin ilk defa kaale alan mekanizmanin isleyisidir. O açidan demokrasi müthis olumludur. Bu mekanizmanin zorlu yani ortalama niteligi düsürmesidir. Gençligimdeki kent dindarlari cumhuriyetin disladigi bir zümre degildi. Mesele dislanmis insanlarin en üst konuma getirilmesini saglamaktir. Demokrasi cumhuriyetin disladigi insanlari içine aliyor, ama kent dindarligi düzeyinde kalite ortaya çikmiyor. Bu sefer sosyal sikintilarin, yetersizliklerin giderilmesine yönelik arantilar öne geçiyor. Dislanmis insan sisteme entegre olur öncelikle inanci araç olarak kullanir, derinligini yadsir, kentin çogulculugunu inkâr eder. Benzememezlik yerine benzesmeyi bir baski araci olarak kullanmaya baslar. Ama sonra yavas yavas bulundugu sartlarda hayat sartlari ilerledikçe bakislari ve yorumlari degisir.
Kent vurgusu neden?
Kent olmayinca çogulculuk olmuyor. Mesele sana benzemeyenlerle birlikte yasama kültürünü gelistirip kendi inanç ve vicdan özgürlügünden vazgeçmeden içsel yolculuguna ara vermeden devam edebilmektir.
Kent dindarliginin karsisinda siyasal Islâm var galiba?
Siyasal Islâm sekil sartlarini öne geçiren bir tavirdir. Taliban kendi anlayisini Afganistan'da uyguladi ortaya sadece yasak çikti. Insan birikimine yönelik bir saldiri olarak kendini gösterdi. Yasakçilikla dindarlik arasinda birebir iliski kurmayi anlamiyorum. Siyasal Islâmla kültürel Islâm algisinin ayristigi en keskin yer yasakçilikla dindarligin özdeslestirilmesi ayrimidir.
Devletin dinî alana müdahalesi dinin gerçek yorumunu engellemiyor mu?
Bizde Diyanet Isleri Baskanligi ile Genelkurmay Baskanligi ayni kanunda yer alir. Bu, konunun ne kadar önemsendigini gösterir. Cumhuriyet topluma güvenmedigi gibi dine de güvenmeyerek 'din devleti olmayalim' derken Diyanet'le 'devlet dini' yaratmistir. Toplum da dinin resmilesmesine karsi cemaatler gibi olusumlarla kendi yapisini kurmustur.
Cumhuriyet Anadolu'yu bir iç sömürge olarak kullanmistir. Buradaki insanlar çektikleri çileleri ve acilari, dislandiklari için, sosyal mekanizmanin disinda din algisina siginarak gidermeye çalismislardir. Yapilan arastirmalarda da insanlarin refah ve egitim düzeyi artarken partilere oy verme hassasiyetlerinde dinin etkisi de azalmistir.
Dinin siyasallasmasi sizce Cumhuriyetin dindarlari dislamasiyla da alâkali mi?
Söylediginiz çok dogru. Cumhuriyet Batiya çok öykündügü, onun gibi yasamayi esas aldigi ve bütün devrimlerini Batinin üretim biçimini dislayarak yaptigi için Müslümanligi saha disina çikararak toplumsal olusumun kaynagi olarak görmemistir. Müslüman bir toplumun kendi özelliklerini yok sayarak buranin normallesmesinin imkâni yok. Cumhuriyet elitlerinin dine bakisinin anlamak, algilamak, kabul etmek yerine inkâr olmasi siyasal Islâm'in olusmasinin en büyük sebeplerinden biri.
Bu derinliksiz yapi da sig ideolojiler doguruyor galiba.
Biz de din iç aydinlanma, felsefi bir süreç olmaktan ziyade topluma neyi nasil yapmasi gerektigi konusunda nizam veren biçime yöneldi. Bunun Kemalizmden, otoriter bir rejimden farki kalmaz. Bir taraftan siz Müslümanlarin cumhuriyet döneminde yasadigi sikintilarin altini çizerken öbür taraftan etkin oldugun alanda çok seslilige tahammül edemez, herkesi birbirine benzestirmeye kalkarsan bunun ikisi arasinda fark kalmaz. Hatta digeri ortaya çikis itibariyle dinden daha yeni oldugundan kadük kalir.
Suan demokratiklesme sürecini hizla yasiyoruz. Bu Islâmin daha derinlikli yasanmasini beraberinde getirecek mi?
Bundan umutluyum. Dislanmis insanlar yavas yavas kentlere geliyorlar, orta sinif oluyorlar, bir kismi zenginlesiyor. Ben bu sürecin daha hizla ilerlemesi için çaba sarf ediyorum, ancak piyasa ekonomisinin oturmasi için bile dört kusak geçmesi gerekir derler. Osmanli basli basina bir kent kültürüdür ve buranin kültüründe kent dindarligi vardir. Böyle bir avantaj varken neden tekrar bu inanis biçimini öne çikarmayalim. Sonuçta bizler buranin kültürüyle varoluyoruz. Ben buraya bir katkim olur mu arantisi içindeyim.
Kışlanin dine bakisi normallesmeyi engelliyor mu?
Kışlanın dine bakisiyla burasi normallesemez. Ihtilâller her seferinde kislanin camiye bakisini pekistirmistir. 2009 yilinda bir vatandasimiz sirf Ermeni oldugundan AB genel sekreterligine memur olmasi gazetelerde birinci sayfadan haber oluyor. Bu nasil bir vatandaslik algisidir? Cumhuriyet Müslüman ümmet üzerine kurulmustur. Onun için buradaki tartismalar çok Müslüman az Müslüman tartismasidir. Ayrica din burada kültürel derinligi bir yana birakilip siyasetin araci olarak kullanilmaya çalisilmaktadir. 12 Eylül darbesi Islâmi kullanmistir. Öbür taraftan 'ben kente uyamiyorum, onun için sehri kendime benzeteyim'in araci olarak dini kullanirsaniz, bunu ezikliginizi engellemek için yaparsaniz bunun dinle alâkasi olmaz. Dinin bu kadar siyasallastigi bir ortamda da kültürel Islâmin, kent dindarliginin sesi çikmiyor. Türkiye Müslüman aleminin yildizi olacaksa kent dindarligi kavraminin temel sartlarini yerine getirmeli. Sosyo-ekonomik yapisini belli bir düzeye ulastirmali.
Siz imamlar toplumda lider olmali diyorsunuz. Bu kamusal alanin din tarafindan isgali olarak algilanmaz mi?
Dindar oldugunu söylediginde saygi duyarim, ama hayata senin paradigmanla bakmak zorunda degilim. Din insanligin en eski yaklasimlarindan biri. Batida rahip kiliseden ibaret degil, toplumun içinde gezer dolasir, ahbaplik eder, birikimiyle sosyal hayatin içinde rol oynar. Biz de ise imamlik sadece camiden ibarettir. Imamlari din felsefesinde bir aktör olarak göremiyoruz. Imamlarin inanç entelektüeli olmasi gerekir. Degisik ortamlara girdiginde varligini rahatlikla, derinligi ve donanimiyla ortaya koyabilecek bir anlayistan bahsediyorum.
Kitabinizda din ve bilim birbirinden ayrilmaz diyorsunuz. Ancak Ilâhî kanunlarin bilim alanina giremeyecegini söyleyenler var.
Dinle bilimi çatisma halinde göstermek yanlis. TÜBITAK Darwin'i yasakladi böylelikle. "Darwin'e inanmayan gerici" diyenle "Darwin'e inanan kafir" diyen arasinda bir fark kalmadi. Dinle bilimin toplumsal fonksiyonlari çok farkli. Biz nihayetinde ölümlüyüz, bunun getirdigi bir çaresizlik ve arayis var. Bilim ilerledikçe biz ölümsüzlesecegiz diye bir durum yok. Insanin kâinati kesfetme çabasiyla ölümsüzlügünden dogan çaresizligene destek arayisini da ayni sey olarak görmek yanlis. Kilisenin hakimiyetine karsi pozitivist devrimin aldigi tavirla birlikte ortaya çikan din-bilim çatismasinin kuantum fizigiyle asilacagini düsünüyorum. Nasil ki ruh ve akil bölünemez dinle bilim de bölünemez.
SAID NURSİ DERIN İZLER BIRAKTI
Bu çatismalar sürerken bizim aydinimizda toplumun ve kendi dinini bilmiyor. Garip olan burasi degil mi?
Bütün yanlislik buradan geliyor. Avrupada herkes kendi dinini bilir, bize yurtdisina çikildiginda Islâm hakkinda bir sey soruldugunda bir halt bilmezsin. Topluma bir iç sömürge gibi varligini, durusunu, dinini asagilayarak yaklasmak kavganin nedeni. Toplumu asagilamanin ilericilik oldugunu zanneden bir yapi burasi. Bu toplumu normallestirecek sey Islâmi okunabilir, tartisilabilir, ögrenilebilir hale getirmektir. Toplumun dinini bilmeden toplumu nasil anlayabiliriz ki. Ayrica dini birilerinin tekelinden de çikarmak lâzim. Dinden rant saglayan herkes dinin normallesmesini istemiyor.
Türkiye'deki cemaatler sizce ne konumda?
Burada insanlar hem degisiyor hem degistiriyor. Türkiye olaylari ve insanlari, toplumu analiz ederken hiçbir seyi sabit almadan yapmak lâzim. Tek bir kare fotografla bir ömrün analizi yapilamaz. Su an Türkiye'de herkes birlikte dönüsüyor.
Bu dönüsümde Said Nursî'nin fikirlerini nasil yorumlarsiniz?
Said Nursî bu konularda çok fazla çalismis, yazmis, emek harcamis birisi. Onun için biraktigi izler derin. Onunda söylediklerinin yorumlarinin özel olarak etüd edilmesi gerekir, bunu yapan genis kesim var. Said Nursî cumhuriyet tarafindan ilk dislanan insanlardan biri. Cumhuriyeti kendisine yönelik yaptigi çile ve iskenceler ortada. Said Nursî'nin görüslerinin yayginlasmasi, onun düsüncesi etrafinda bir tartismanin ortaya çikmasi ancak normallesmeyle birlikte gerçeklestirilebilir. Normallesmeyle birlikte Said Nursî'nin düsünce ve algisina yönelik resim tam olarak ortaya çikar.