20.08.2010
2
beğenen
Anayasa Mahkemesi Raportorü Osman Can, son kitabı 'Darbe Yargısının Sonu'nda, Hakimler ve Savcılar, Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısını ele aldı. Timaş Yayınları'ndan çıkan çalışmada Can, 1961 Anayasası ile kurumun millet iradesinden ve bağımsız yargıdan nasıl koparılma ve vesayet rejimine kaydırılma sürecini detaylı bir şekilde anlatıyor. HSYK'nın teknik işlevi açısından yargıçların ve savcıların terfi özlük hakları konularında yetkili olan bir idari organ olduğuna dikkat çekiyor. Bu yüzden kurumun yargı organı olmadığının altını çiziyor. Türkiye'de ise HSYK benzeri bir sistemin 27 Mayıs darbesinden sonra çıkarılan 1961 Anayasası'yla getirildiğini belirtiyor. 1961'den önceki uygulamayla yeni anayasadan sonraki uygulamanın "farkına vurgu yapıyor.

Can, millet iradesinin kurum içinde nasıl sıfira indirildiğini şu ifadelerle anlatıyor: "1961'den önce ise Almanya'da eyaletlerin-büyük kısmında olduğu gibi dogrudan doğruya Adalet Bakanlığı her konuda yetkiliydi. 1961 Anayasası'yla, yüksek yargı, ilk derece mahkemesi ve parlamento kararıyla hakimler ve savcılar arasından seçilecek dokuzar hakim ve savcıdan oluşan Yüksek Hakimler Kurulu ve Yüksek Savcılar Kurulu adıyla iki ayrı yapılanma oluşturuldu. Buna göre, bu yüksek hakimler ve savcılar kurulları, yargıçlar ve savcılar ile ilgili her konuda karar alma yetkisine sahipti ve böylece Adalet Bakanlığı'nın etkisi sıfıra indirilmişti." HSYK'nın Batı demokrasilerinde hakimlerin güvencesi olarak kurulduğunu belirten Can, yüksek yargı hegemonya'sına terk edilen Türkiye'deki HSYK'nın, yargıçlar için tam bir güvensizlik ortamı oluşturduğunu söylüyor.




Bu haberle ilgili kitaplar
Bu haberle ilgili yazarlar