05.04.2010
0
beğenen
Mimar Turgut Cansever'i kaybetmemizden bir yıl sonra, daha önce kitap halinde yayımlanmayan makaleleri bir araya getirilerek Osmanlı Şehri adıyla basıldı. Kitap, Turgut Cansever adıyla yayımlanan son eser olsa da, önceki Cansever kitaplarını okumaya giriş görevi görüyor.

Kitaplarında mimariden söz açarken diğer sanatlara da muhakkak gönderme yapan Cansever, Kubbeyi Yere Koymamak, İstanbul'u Anlamak İslam'da Şehir ve Mimarigibi kitaplarının temel malzemesi olan kavramların, Osmanlı Şehrinde daha çeşitli bir biçimde, şerh edilerek anlatıldığını görüyoruz. Kitaplarında geçen bütün başlıklara bu son kitapta değinildiğini, ilgi dünyasının neler olduğunu, neden mimariyi düşünürken İslam inanç ve felsefe sistemini baş köşeye koyduğunu görüyoruz. Ayrıca, Osmanlı Şehri, bazı hatıratı da içerdiğinden Turgut Cansever'i daha yakından tanıma imkanı buluyoruz. Söz gelimi iki kez Ağa Han ödülü'nü alan Turgut Cansever'in bu ödül hakkındaki görüşlerine burada ayrıntısıyla tesadüf ediyoruz. Türk Tarih Kurumu ve Ertegün Evi vasıtasıyla bu ödülü aldığını belirten Cansever "Doğrusu, 1980'de bana bu iki binaya neden Ağa Han Mimarlık ödülü verildiğinin sorulmasını ve özellikle meslektaşlarımın bu konuyu tartışmasını bekledim. Fakat sessiz kalındı" diyor.

Osmanlı Şehri üç bölümden meydana geliyor. Birinci bölüm 'Şehir-Sanat-Mimari' adını taşıyor.

İkinci bölüm kitaba adını veren makaleyi de ihtiva ettiği için dolayı kitabın omurgasını oluşturuyor. Bu bölümde tamamen Osmanlı mimarisi ve Türk sanatının mimariyle ilişkisi meseleleri üzerinde duruluyor. Buradaki Osmanlı Şehri ve Osmanlı Evi başlıklı yazılar, hem Turgut Cansever'in düşünce dünyasına kapı aralamamızı hem de Osmanlı mimarisinin temel taşlarının neler olduğunu görmemizi sağlıyor. Bu iki yazıda, Batı ile Osmanlı'nınşehir ve evlerini karşılaştırılıyor.

Herkese aynı numara ayakkabı
Tanzimat'tan bu yana birtakım Türk aydınlarının Batı'ya dair hatıratını ve gezi yazılarını okuduk. Aynı şekilde Batı'dan Anadolu'ya seyahat eden yazarların izlenimlerine tanık olduk. İki tarafın da birbirine bakışının baştan ayağa hayranlık olduğunu bize hatırlatan Turgut Cansever Batı şehir mimarisinin asla hay- osmanu şehr ranlık duyulacak özelliklerde olmadığını söylüyor.
Paris hakkında görüş serdeden Cansever, Napoleon'un, şehri, halkın bir gün kendisine isyan etmesi halinde onları en kısa zamanda başarabilecek şekilde inşa ettirdiğinden bahsediyor. Bir sıra ve birbirinin benzeri evler bir düzen barındırdığı için cazip görünse de Turgut Cansever bu şekilde kurulan şehirler ve yapılan binalar insanın en temel göstergesi olan şahsiyeti ortadan kaldırdığını söylüyor ve 'bu herkese aynı numara ayakkabı giydirmeye benzer' diyor.

Cansever'e Osmanlı'da ise bir ev sadece içinde oturacaklar tarafından değil o eve komşu olacaklardan tarafından da inşa edilirmiş. Siz mutfağınızı, yatak odanızı, sürekli oturacağınız odanızı rast gele seçemezsiniz. Cansever, bugün içice geçen apartmanlarda birbirinin yatak odasına bakan evlerin olduğunu hatırlatıyor.

Sorunlar ve Çözümler başlığını taşıyan son bölümde Turgut Cansever'in sunduğu bildiriler, aldığı ödüller hakkındaki düşünceleri, bazı projelere nasıl hazırlandığı gibi konular söz konusu ediliyor.

Mimarinin ve şehirleşmenin geleceğe yönelik olduğunu belirten Cansever bu bölümün giriş cümlesinde şunları söylüyor: "Geleceğin şehirlerinin ve bu şehirleri oluşturacak mimarinin vasıflarının neler olacağı sorusu, ahirete inancı temel sayan dinlerin öngördüğü üzere, insanın geleceğe yönelik bir varlık olduğu gerçeğinden kaynaklanır. Geleceğe yönelik olmak bir zarurettir," Doğulu kompleksinden kurtulmuş, içinde bulunduğu medeniyetin imkanlarından haberdar bir münevverin vefatının üzerinden bir sene geçti. Bu bir araya getirilen makaleler O'nun hatırasına geldi bizi buldu.

Kitaba emeği geçen editör Seval Akbıyık'a, ve Cansever Hoca'nın oğulları Emine Öğün ve Mehmet Öğün'e teşekkür etmek gerekiyor.




Bu haberle ilgili kitaplar
Bu haberle ilgili yazarlar