04.05.2010
Taha Akyol'un sorularına İlber Ortaylı'nın verdiği cevaplardan oluşan "Osmanlı Mirası", imparatorluğu ve bugüne etkilerini sıkmadan, anlaşılır bir dille anlatıyor.
MEVZU Osmanlı'dan kalanlar olunca, buluşma mekanı olarak Topkapı Sarayı'nı seçmek mecburiyet haline geldi. Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Ortaylı ile Milliyet gazetesi yazarı Taha Akyol'un ortak kitabı "Osmanlı Mirası"nı konuşmak üzere buradayız. Kitap, Akyol'un "Eğrisi Doğrusu" programına Ortaylı konuk olduğunda yapılan sohbetlerin dökümünden oluşuyor. "Ermeni sorunu Osmanlı'nın mı meselesi?", "Atatürk ile Vahdettin arasında nasıl bir ilişki vardı?", "Osmanlı dönemi milliyetçiliği ile Cumhuriyet dönemi arasında ne farklar var?" başlıklardan sadece birkaçı...
Biri ülkenin en popüler ve sözü dinlenen tarih otoritelerinden biri, diğeri de bu alanda araştırma yapan en titiz gazeteciyazarlarından... Açık konuşayım, söyleşiye başlarken bir Pelin Batu kadar ürkeğim.
Osmanlı mirası deyince önce ne anlamamız gerekiyor?
İlber Ortaylı: En önemlisi bürokrasi. Yazılı olmayan alışkanlıklar da buna dahil. Örneğin bütün hariciye vekaletimiz, 19. asırdaki büyükdedeleri gibi belirli formüllerle yazışmalar yapar. Bu, okullarda değil işi yaparken öğrenilir ve Türk dış işlerini diğerlerinden ayırır, onlara özgünlük verir. İkincisi hiyerarşi: Orduda terfi olur, kimse takılıp kalmaz. Darbe yapılsa bile Genelkurmay Başkanı o mevkiden gideceğini bilir, çünkü alttan terfi gelmektedir. Komutanlık bağı, ritüeller eskidir. Tabii Osmanlı'nın hastanesini, okulunu, köprüsünü reddedemediğin gibi mükellefiyetini de reddedemezsin.
1915'i mi kastediyorsunuz?
ilber O.: Evet. "Bunu Osmanlı yaptı, bize ne?" diyemezsin. Bunun dışında gözle görülmeyen kurallar, ev hayatından el öpmeye kadar varan adetler de mirastır tabii.
Taha Akyol: Cumhuriyetin temel kurumları deyince aklımıza ne geliyor: Yargıtay, Danıştay, milli eğitim, anayasa, üniversite, ordu... Hepsinin temelini Osmanlı attı. Bunun yanında Osmanlı bize belli kurallar içinde birlikte yaşama ve hukuk fikrini kazandırmıştır. Osmanlı coğrafyasının dışında kalan Arap devletlerine baktığınızda hâlâ hukukun oturmadığını görürsünüz.
İlber Ortaylı Osmanlı'da ta Türk hakanlıklarından kalan empati' kavramının bulunduğunu, ama bugün onun kaybolduğunu söylüyor. Neden kayboldu?
İlber O.: Balkan Savaşı yüzünden. 1912 bir faciadır, Türkiye tarihinde görülmemiş bir bozgundur. Savaş sırasında istanbul'daki Rumların Yunan ordularını beklemesi, Girit faciası, Makedonya'dan göçler falan derken küçük insana kadar bir nefret oluştu. İzmir'deki Rum nüfusa tahammül edemez hale geldiler, ona 'gavur İzmir' adını koydular. Mütareke dönemi herkese ağır geldi; kimsenin empati yapacak hali kalmamıştı.
Taha A.: Zihnimizdeki Osmanlı imajı bugün empatiyi geliştirmek bakımından faydalı. Ama o dönemdeki çokkültürlülüğü de abartmamak lazım. Osmanlı'da özellikle Hıristiyan cemaatlerle Müslümanlar iç içe değil, yan yana yaşadılar. Mahalleler, hastaneler ayrıydı. Bugün ise iç içe yaşıyoruz; sadece mabetler ayrı. Osmanlı mirasını olduğu gibi aldığımız takdirde bu, yan yana yaşama fikrini getirir. Halbuki şimdi maddeten iç içe yaşıyoruz, bu daha gelişmiş bir empati fikrini gerektirir.
Taha Bey, İlber Hoca'yı yazılarınızda sıkça översiniz, programınıza da birkaç kez davet ettiniz.
Taha A.: Onun "imparatorluğun En Uzun Yüzyılı" kitabını okumayan adam, bizim modernleşme tarihimizi anlayamaz. Benim hayatta duyduğum iftiharlardan biridir: ilber Hoca'yı Türk kamuoyuna tanıtan üç-beş isim arasındayım. Daha onunla karşılaşmadan önce okuduğum "Türk İdare Tarihi" kitabı tarih görüşümde çok önemli bir pencere açtı. Ondan sonraki kitaplarını zaten hep okudum, makalelerinin bile çok azı gözümden kaçmıştır. CNN Türk'te programım için kendisini aradım. Tanışınca baktım ki çok da hoşsohbet. Konuşurken mesela bir tarihi şahsiyet için 'aptal' diyor. Bir televizyoncu için çok cazip bir şey. Çok iyi bir tarihçi olduğu kadar çok iyi de bir televizyon konuğu.
Evet, onu ekrana çıkarmak bazen cesaret isteyebilir gerçekten.
İlber O.: Konuşsan dert, konuşmasan dert. Taha Bey iyi yönetiyor. Ama provokatörlerin arasına düşersen fena.
Taha A.: Programcının da soru soracak ve cevabı anlayacak birikiminin olması lazım, ilber Ortaylı'ya "Fatih ne büyük padişahtı değil mi?" diye soramazsınız.
llber O.: Ama oluyor. Bir sürü çok kötü soru soran insan var, çok iyiler de var elbette. Zaten Türkiye dengesiz toplum. Çok topallar ve çok sağlıklılar aynı yerde.