Timaş'a Dair
Haberler
Etkinlikler
Bültenler
İnsan Kaynakları
Yurtdışı Satış Noktaları
Sayfa TV
Sadık Yalsızuçanlar Sizin İçin Seçti
Aile
Başvuru
Çocuk
Çok Okunanlar
Din Kitaplığı
Düşünce
Edebiyat
Genç Yetişkin
Eğlenceli Bilgi Dünyası
Gençlik
Gezi
İş Dünyası
Kişisel Gelişim
Meb Tavsiyeli Çocuk
Politika
Psikoloji
Sağlık
Sahaf
Sinema
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Yayınlar
Search:
Timaş'a Dair
Haberler
Etkinlikler
Bültenler
İnsan Kaynakları
Yurtdışı Satış Noktaları
Sayfa TV
Sadık Yalsızuçanlar Sizin İçin Seçti
Aile
Başvuru
Çocuk
Din Kitaplığı
Düşünce
Edebiyat
Genç Yetişkin
Eğlenceli Bilgi Dünyası
Gençlik
Gezi
İş Dünyası
Kişisel Gelişim
Meb Tavsiyeli Çocuk
Politika
Psikoloji
Sağlık
Sahaf
Sinema
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Yayınlar
Muharrem Kesik
Bekir Berat Özipek
Taha Akyol
Fuat Sezgin
Haberler : Şair Nigâr Hanım ve Selim İleri
03.04.2011
Paylaş
1
beğenen
Önce Beşir Ayvazoglu'dan bir telefon geldi. Türk Edebiyatı'mn mayıs sayısı Macaristan dosyasıyla çıkacaktı ve Nigâr Hanım'ın hayatında da Macaristan'a ilişkin bir şeyler mutlaka vardı. Çünkü Nigâr Hanım 1848 Macar ihtilâlinin önde gelen subaylarından biri olan Adolf Farkaş'ın kızıydı. Adolf Farkaş iltica ettiği ve ikinci vatanım dediği Osmanlı topraklarında Osman Nihalî adını almış ve samimiyetle bu yeni hayata katılmıştı fakat ömrünün sonuna kadar "Macar" sıfatını isminin başında taşımıştı. Beşir Ayvazoglu'ya, elbette evet, dedim. Nigâr Hanım'lı bir hafta başladı yani.
Arkadan yayımcım, öğrencim ve daha pek çok şeyim Emine Eroglu telefon etti. Zaman Cıımaertesi'yi gördünüz mü hocam, dedi; Selim İleri Nigâr Hanım'dan bahsediyor, birde dileği var, ne dersiniz? Açtım baktım. Selim İleri, "Şair Nigâr Hanım'ın Defter^ leri" başlıklı yazısına yıllardır bir kitap beklediğini ifade ederek başlıyor ve bu ilginin incelikli hikâyesini anlatıyordu: Yıllar önce Âşiyan'dan Hayatımın Hikâyesi'ni almış, Şair Nigâr Hanım'ın defterler dolusu günlüğünden yapılan bu cüz'i seçmeyi okumuş, sonra aynı kitabın Abdülhak Şinasi'ye imzalı bir sahaf nüshasıyla da karşılaşmış ve yıllar yılı günlüklerin tamamını beklemişti. Sitemi de vardı. Defterler Nigâr Hanım'ın ölümünden elli yıl sonra açılması kaydıyla Âşiyan Müzesi'ne emanet edilmiş fakat aradan kaç yıl geçtiği halde bütünüyle yayımlanmamıştı. Oysa 1918'de ölen Şair Nigâr Hanım, herhangi bir başka ülkede yaşasaydı, defterleri 1968'de elbette okura sunulmaz mıydı?
Selim İleri'nin hüzünlü yazısının kaçınılmaz olarak beni ilgilendiren bir yanı da vardı. Çünkü bu defterlerle bunca zaman içinde sadece ben ilgilenmiştim. Doğru, doçentlik tezi olarak başlayıp neredeyse komutayı kaybettiğim bir süreçte bütün defterleri okumuş, fakat onları olduğu gibi yayımlamak yerine ortaya bol alıntılı bir monografi çıkarmıştım. Oysa Selim İleri yaklaşık yirmi yıldır defterler yayımlanır ümidiyle birçok yayımcıya meseleyi açmış, ilk anda hepsi içtenlikle ilgilense de gerisi gelmemişti. Nigâr Hanım ve defterlerini, has okuyucularının kolaylıkla fark edebileceği gibi irili ufaklı birçok yazısının asli meselesi addetmiş ya da bir köşesine sıkıştırmıştı. Ve "Şimdi son bir umutla yazıyor; Nigâr Hanım'ın defterlerine sahip çıkacak yayıncıya, yayınevine şimdiden teşekkür ediyor"du.
O defterlerin benim öznel tarihçemde tuttuğu yeri bilenler bilir. Bugün dönüp geriye baktığımda sabahlara değin bir hayatın üzerinden harf be harf geçtiğim o günlerin benim hayatımın en mutlu vakitleri olduğunu anladığımı da ben bilirim. Nigâr Hanım'ın defterlerini olduğu gibi yayımlamak benim de ilk zamanlardaki seçeneklerimden biriydi. Fakat günlüğün ciddi genişlikteki hacmi, kaçınılmaz tekrarların mevcudiyeti onu olduğu gibi yayımlamak yerine hiç olmazsa ilk aşamada bol alıntılı ve ayrıntılı bir monografi çıkarmak kararını almama sebebiyet vermişti. Günlüklerin yayımı daha sonra ele alınabilir bir mesele olarak tarafımdan bir köşeye kaldırıldı ve orada kaldı. Şair Nigâr Hanım böyle çıktı. Geceler boyu paylaştığımız anılardan kendime fazla bir şey saklamadım aslında. Onun cümleleriyle olmasa da benim cümlelerimle her şeyi anlattım.
Fakat kuşku yok ki bir hayatı doğrudan onun sahibinin cümlelerinden okumak hem o günlüğü yazanın hem okuyucunun hakkı. Neticede Nigâr Hanım da iç konuşması ve duaları satırlar boyunca uzarken ve gözyaşları harflerini ıslatır ve dağıtırken bütün bunları yıllar : sonra birilerinin okuyacağını düşünerek teselli bulmaktaydı. Her şey geç de olsa kendi zamanını bekliyor galiba. Demem o ki Selim İleri imzalı o vefakâr yazıyı okuduğumuz günün hemen ertesinde Timaş Yayınevi günlüklerin bütünüyle neşrini programına aldı. Çeviri yazımı Zeynep Berktaş yapacak. Bendenize de bu süreçte düşen görev, editörlük. "Bile yazdım adın ile adımı" dizesince Nigâr Hanım'ın ismiyle benim ismimin zaman aşırı nasıl birleştiğini biliyordum.
Nigâr Hanım'ın isminin yanına şimdi bir isim daha kaydoldu. Teşekkürler Selim İleri.
Bu haber 3 Nisan 2011 tarihinde Nazan Bekiroğlu tarafından Zaman Gazetesi'nde yayınlanmıştır.
< On Tehlikeli Konuşma
Bütün İnsanlığın Rehberi >
Bu haberle ilgili kitaplar
Şair Nigar Hanım
Bu haberle ilgili yazarlar
Nazan Bekiroğlu
Anasayfa
|
Kitaplar
|
Yazarlar
|
Hakkımızda
|
Haberler
|
Etkinlikler
|
İletişim
|
Blog
|
Üyelik
|
English
|
Sık Sorulan Sorular
Eğlenceli Bilgi
•
Carpe Diem Kitap
•
Antik Dünya Klasikleri
•
Sufi Kitap
•
Timas Publishing Group
•
Hekimoğlu İsmail
•
Timaş Çocuk
•
Keşkül Dergisi
•
Genç Timaş
Grubuna Katıl
Takip Et
© 2012 TİMAŞ YAYINLARI
tasarım primeart