26.05.2012
0
beğenen
Şairin Evrene Sorduğu Sorular
Bilal Can


Şiiri evreni anlama çabası ve hakikati bulma yolunda bir iddia olarak ele alabiliriz. Şair evrene sorular yöneltir. Kendi bilinç haritasında belirli zamanlara atfettiği sorularıyla gizli bir cevap arayışına yönelir. Sorular. Felsefenin temel taşlarından biri olan sorular insanın bilme merakını belirginleştirdiği ifadelerdir. Şairin sorular dahilinde şiirine bir ifade tarzı olarak bunu koyması aklındaki soruların kimi zaman cevapsız kalması kimi zaman ise cevaplamaya gerek duymaması dolayısıyla olabilir.

Bilinmeyenin sırlarına ermek için –bu sırra vâkıf olmak için- şair sorusunu sorar. Bilinmeyeni aralamaya çalışarak buna giden yolda kendine bir çözüm arama derdinde olur. İlhan Berk’in belki de “Şiir bilinmeyene sıçrar, yoksa hiçbir şeydir o” demesi bu yüzdendir.

Şair hakikati ararken evrene yönelttiği soruları şiire işleyerek hem varlığını hem de bu varlığına dair konuşmalarını yayar etrafa. Tüm konuşmaları aslında onun sustuklarıdır. Çünkü şiir en çok susma eylemiyle gerçekleşen bir ifade biçimdir. Sezai Karakoç Şairin Yeniden Doğuşu yazısında “Veli bir yere gelir ki, onda susmak en büyük kuvvettir. Şair de o noktaya gelmek zorunda, fakat susmamak üzere. Susmayı da aşmak zorunda. Konuşturmayanı kenara itmek, iğne ucu darlığına inen geçidi genişletmek, onun için varolup olmama sorunu. Yok olmak, fakat sonra yine var olmak, şairin kabaran trajedisi bu.” Diyerek şairin koyulduğu yolda yolu genişleterek ilerlemesi gerektiğini ve içindeki suskunluğunu bir veli gibi kemale erdirerek yüceltmelidir.


Cevapsız Sorular ve Toplu Şiirler

Kemal Sayar’ın toplu şiirleri yakın zamanda Timaş Yayınlarından okuyucularla buluştu. Sayar’ı herkes gibi ben de en çok Rüknettin Kitabı ile sevdim, benimsedim, işte budur dedim. Şiirlerindeki yaşanmışlık, zorlamayan fakat cevapsız soruları ile akılda sorular bırakır Kemal Sayar. Şiirdeki hakikati kavrayan -bu taflanları yangına atmak gibi bir şey sanki- ve şiire bir hakikat gözlüğüyle bakan Kemal Sayar bize en çok Rüknettin’in Kalbi İçin Kehanetleri sunduğu için şairdir.

Bütün Şiirler Ricat, İki Güneş Arasında, Hızır ve Roza kitaplarının toplanmasıyla kitaplaştırılmış. Toplu şiirler bende hem iyi olarak duran hem de bir hüzün sebebi olarak duran eserlerdir. Bunu en çok Sezai Karakoç’un Gün Doğmadan eserinde ve Turgut Uyar’ın Büyük Saat’inde gördüm. Bu eserlere hüzünle baktığım yeni bir eser de Kemal Sayar’ın Bütün Şiirlerini topladığı eseri oldu. Çünkü benim için toplu şiirlerin yayınlanması şairin şiir eleğini duvara astığının göstergesi olmuştur.

Şiirlerindeki o zariflik belirgin bir biçimde kendi hissettirir. Bireysel acılarını toplumsalın acısıyla bütünleştirmiştir. Bu kimi zaman yoğun biçimde hissedilirken kimi zaman da bireyselli ön plana almış şiirler yazmıştır.

“Her yüzde, her günde bir hayret sigası saklı
Gir hayretin bağına, şan olsun âlemde
Hayat sürekli mucizedir oğlum
Şaşırmayı öğren her yeni günde” (syf 13)

Sorular

“Dedim ki bir baba bu kadar seviyorsa oğlunu
Kimbilir Allah
Ne kadar çok seviyordur kulunu” (syf 15)

“hangi infilâk yok edebilir ki kalblerin yakınlığını?” (syf 31)

“Kelimelere inanabilir miyiz
İnandığımız gibi dünyanın döndüğüne” (syf 37)

“insan bunarken bir ses verir mi”(syf 44)
“Cehennem kül verir mi” (syf 44)
Hayat bize yol verir mi” (syf 44)

“kelebekler uykuya durduğunda
onları kim dinler” (syf 46)

“yıllar seni niye yatıştırmadı”(syf 50)

“İnsan ruhundan kimbilir
Kaç mil uzaktayız” (syf 60)

“Harfler arasında yalpalayan o ömrü ne yapayım” (syf 62)

Gibi bir çok cevapsız sorular bırakarak şiiriyle evrene sorular bırakır. Sorular öyle aklı çelecek, felsefedeki grift sorular gibi değil, açık ve anlaşılması için “herkesin cevabı kendine” demek için sorulan sorulardır bunlar.

Ve Rüknettin’in Kitabı

“ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi
kalbin şiir olup vadilerini sular” (syf129)

Kemal Sayar’ın Rüknettin’e seslenerek yazdığı şiir bir kişi üzerinden genele yayılabilecek, tekilden çoğula varılacak anlamlar taşıması bakımından önemli bir şiirdir. Rüknettin kendi sesini duyurmaya başladığında onun sesiyle kendi sesimizi birleştiririz. Çünkü Rüknettin bizi söyler. Tek birey üzerinde tüm insanlığı söyler.

“ben hep aynalardan geçerim doktor
aynalar benden geçer
Araftan bir sepet sarkıtırım aşağı
doluşur içine narin böcekler
yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
ben hep aynalardan geçerim doktor”(syf131)




Bu haberle ilgili yazarlar