06.06.2011
0
beğenen
Tarih, ideolojilerin otlağı haline gelirse ‘herkesin tarihi kendine’ gibi bir absürtlük ortaya çıkmaz mı? Mustafa Armağan’a göre haksız kutuplaşmalar demokratik terbiyemizi yarım bırakıyor.

Mustafa Armağan’ın yeni kitabı “Kâzım Karabekir’in Gözüyle Yakın Tarihimiz”in yayınlandığı günlere paralel olarak Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in “resmi tarih dışında alternatif bir tarih” yazıldığını söylemesi pek çok tartışmaya sebep oldu. Armağan ile hem yeni kitabını hem de bu tartışmaları konuştuk.

- Resmi-gayrı resmi tarih tartışmalarına sizin bakışınız nedir?

Bir kere şunu bilmeliyiz ki, anormal olan, yani kuralı bozup diğerlerine egemen olan tarih, gayri resmi tarih değil, resmi tarihtir. Kaldı ki, her ülkenin bir resmi tarihi olur ve buna da alternatiflerin çıkması asla yadırganmaz. Ancak totaliter devletlerde -galiba son totaliter ideoloji bizde yaşıyor- resmi tarih diğerlerini yok ederek var olmayı kafasına koyar. Ya onlar, ya ben! Başka türlüsü mümkün değildir ona göre. Bu yüzden alternatif tarihler tekneyi sallayan birilerinin fesatlıklarını hatırlatır totaliter düşüncelilere. Ancak demokratik veya açık toplumlarda tarih, egemen olmak için yarışan, sürtüşen ve bu dinamizmden beslenen bir çok anlatıların yarış sahasıdır.

- “Alternatif tarih” üretilmeye çalışılıyor eleştirisinin anlamı ve hedefi ne olabilir?

Şimdi Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in 19 Mayıs 2011 tarihli benim gibi alternatif tarihçilere “muhtırası” -ki biliyorsunuz Aydınlık’ta Yalçın Küçük tarafından yeni 27 Mayıs olarak alkışlandı- iki bakımdan anlamsız gözüktü bana. 1) Tarihin nereye gittiğinin sorumluluğu Genelkurmay Başkanı’nın görevleri arasında yok; 2) Her Allah’ın günü Aydınlanma devriminden söz edenlerin, tarihe narh koymaya, yani bilimin önüne engel koyarak davulcuya veya zurnacıya kaçmasına mani olmaya kalkmalarını “esefle ve ibretle” izliyorum. Tarih ancak tarihle fethedilebilir. Muhtıra belki siyasette geçerli olabilir ama tarihte bir süreliğine müsekkin etkisi yapar ama geçince acısı daha feci olur.

- Genelkurmay ne yapmalıydı?

Naçizane tavsiyem, alternatif tarihçilere gözdağı vereceklerine, onları ödüllendirsin Genelkurmay Başkanlığı. Çünkü tarih alanındaki dinamizmi onlara borçluyuz. Alternatif tarihi de kendi eliyle teşvik etmelidir bence. Yani kendi alternatif tarihini kendisi oluşturmalıdır.

- Tarih güncel bir kutuplaşma vesilesi olmaktan çıkartılabilir mi?

Normalleşirse çıkabilir tabii. Ancak normalleşmesine izin verilmeli öncelikle. Yoksa tarih, giderek ideolojilerin otlağı haline geliyor. Sonuçta “Herkesin tarihi kendine” gibi eksantrik bir durum çıkıyor ortaya. Böylece demokratik terbiyemiz de yarım kalıyor. Tarih demokrasinin öğretmenidir. Farklılıklarımızı tarih tartışmalarında görecek ve gerçekten farklı kalarak tartışmanın güzelliğini yaşayarak bir arada ama farklı olmanın önemine ikna olacağız. Biz fikirlerimizi tarihe yükleyerek tartışmayı seviyoruz, çünkü fikrimiz zayıf.

- Kazım Karabekir’le ilgili kitabınızın bir de ikinci cildi gelecek. Niçin önemli

Kazım Karabekir?

Karabekir iki bakımdan önemi gözüküyor bana. Birincisi hakikaten vatansever, çalışkan ve kahraman, kısaca iyi bir insan. İkincisi, kahramanlığını sadece savaş alanlarında değil, elinden silahı bıraktığı zaman da devam ettirebilmesi ve bu defa kalemle mücadalesini sürdürmesi. Belki üçüncüsü de hakkının yenmiş olması, mağduriyeti.

- Kazım Karabekir’in Gözüyle Yakın Tarihimiz’de önceki kitaplarınızdan çok farklı bir anlatım ve üslup kaygısı var. Bu farklılık neden kaynaklanıyor?

Kitabın rahat okunması benim için önemliydi. İstedim ki, okur kitabı eline alınca bir, iki oturuşta okuyup bitirebilsin. Bunun için de bölüm başlarına, yine Karabekir’in günlük veya anılarından kimi kesitler yerleştirerek onun gündelik hayatına, öznel alanına odaklandım ve kitabı öznelden nesnele ve nesnelden öznele gidip gelerek canlı bir tempoda okunacak hale getirmeye çalıştım.

Bu haber 5 Haziran 2011 tarihinde  Sinan Kaplan tarafından Star Gazetesi'nde yayınlanmıştır.






Bu haberle ilgili yazarlar